(6831 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 716)
Dava: Muzaffer ile Hazine ve O. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair A 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.09.2002 gün ve 172/617 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.07.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili ve karşı taraftan Hazine vekili geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı dava konusu taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli 20 yıldan fazla zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paftaya göre dava konusu taşınmaz l956 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında deniz kumluğu olması nedeniyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı vekili bu yerin satıcı Hasan tarafından 30 sene kadar önce imar ve ihya ederek kültür arazisi haline getirdiğini, l996 yılında vekil edenine satıp devrettiğini ileri sürerek eklemeli 30 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar ihya hakkında bir açıklamada bulunmaksızın taşınmazın satıcı Hasan ve oğlu Ramazan tarafından bir süre ziraat arazisi olarak kullanıldıktan sonra davacıya satıldığını bildirmişlerdir. Ziraatçı uzman bilirkişinin düzenlediği 06.05.2002 günlü raporda dava konusu taşınmazın toplu turizm alanı içerisinde otel inşaatı ve kısmen boşluk halde bulunduğu, keşfin yapıldığı 17.04.2002 tarihi itibariyle ekilip dikilen yerlerden olmadığı, planında yol olmamasına rağmen yol olarak kullanıldığı, özet olarak taşınmazın tarım arazisi özelliği taşıyan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiş, ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da ekli krokide B ve C harfiyle gösterilen bölümlerin l985 yılında yapılan ve l987 yılında kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan yerlerden olduğu A harfi ile gösterilen 836 m2'lik bölümünde kültür arazisi niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak taşınmazın imar ve ihyasının yapılmadığı, kısmen nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan yerlerden bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir yerin imar ihya ve zilyetlik yoluyla tapuya tesciline karar verilebilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle özel mülkiyete ve kazanmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Deniz kumluğu olarak kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın bir bölümünün 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı bu işlemlerin gerçekleştiği l987 tarihinden l3.03.l998 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği, ayrıca taşınmazın tümünün kazanılmaya elverişli yerlerden bulunmadığı ziraatçı uzman bilirkişi tarafından açıklanmış bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000. lira Avukatlık ücretinin KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubuna, 08.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy