(3402 S. K. m. 16)
Dava: Hasan ile Hazine ve G. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair M. 1. Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.l0.2002 gün ve 90l/949 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın imar - ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve paftaya göre dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol boşluğu olması nedeniyle paftasında gösterilen bir yerdir. Davacı vekili tescil konusu taşınmazın vekil edeninin miras bırakanı tarafından imar ve ihya edildiğini, daha sonra kendisine verildiğini ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece tescil konusu taşınmazın bir bölümünün mesken yapılmak suretiyle bir bölümünün de bahçe olarak kullanıldığı kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayanarak tapuya tesciline karar verilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Köy boşlukları kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılmak suretiyle gösterildiği halde, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yollar paftasında gösterilmek suretiyle işlem yapılır. Taşınmazın köy boşluğu veya yol fazlası olan bir boşluk olup olmadığı hususu kesin olarak belirlenmemiştir. Köy boşluklarının mülkiyeti Hazineye ait olup paftasında gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmesi halinde kazanılması mümkün olduğu halde yol boşluğu veya güzergah değişikliği nedeniyle ortaya çıkan yol fazlasının kazanılması için terk edildiği veya güzergah değişikliği nedeniyle ortaya çıktığı tarihten itibaren kazanılması mümkün olabilir. Taşınmaz köy içinde yer almakta olup paftadaki konumuna göre yol olarak kullanılan bir yerdir. Köy içerisinde bulunan böyle bir yerin terk edildiğini, yol olmaktan çıktığını kabul etmek taşınmazın bulunduğu yer itibariyle mümkün değildir. Diğer yönden tanıklar taşınmazın köy içinde bulunan boşluk olduğunu bildirmişler ise de, bu yer 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesinde yazılı hizmet malları arasında sayılan boşluk veya mülkiyeti Hazineye ait köy boşluğu olduğu da araştırılmamıştır. Hizmet malları arasında sayılan boşlukların ihya veya kazandırıcı zaman aşımı yolu ile kazanılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda böyle bir yerin özel mülkiyet şeklinde kazanılması veya tapuya tescili de mümkün olmaz. Mahkemece, taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmeden kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Ayrıca dosya arasında birden ziyade kroki olup mahkemece tarihi açıklanmaksızın hangi krokiye yollama yapılarak tescil hükmünün kurulduğu açıklanmadığına göre bu husus infazda güçlük yaratacak nitelikte olması nedeniyle de hüküm kanuna aykırıdır. Tüm bunlardan ayrı, dava konusu taşınmaz hakkında davalı Hazinenin M. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/426 esasına kayıtlı dava açtığı bildirildiği halde açılan davanın sonucu takip edilmeden ve beklenilmeden hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Gerekir ise her iki dava dosyasının birleştirilmesi hususunun düşünülmesi ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy