(743 S.K. m. 639) (3402 S.K. m. 31, 36)
Dava: Mustafa ve Özcan ile Hazine, askerlik şube başkanlığı, tapu sicil müdürlüğü, belediye başkanlığı, Ağabey ve müşterekleri aralarındaki tazminat, tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ardahan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 6.3.2003 gün ve 206/49 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve belediye başkanlığı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve belediye başkanlığı vekilleri taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava 14.7.1975 tarihinde yüzölçümünün düzeltilmesi davası olarak açılmış ise de, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş şekline göre de, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.'nun 639/1. maddesine dayalı tescil isteğine ilişkin olup, davacılar vekili yargılamanın devamı sırasında 29.04.1998 günlü dilekçesi ile kazanmayı sağlayan 50 seneyi aşkın zilyedlik nedeniyle tescile karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasından sonra taşınmazın bulunduğu yerde 1989 ve 1990 yıllarında kadastro çalışmaları yapılmış, dava konusu taşınmaz haritasında yol olarak gösterilmiştir. Davacılar taşınmazın yol olmadığını, tespit ve dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, yerel bilirkişi ve tanıklar bahçe olarak, daha sonra üzerine dükkan ve benzeri inşaatların da yapılmak suretiyle tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak 14.1 1.2002 günlü krokide gösterilen 183.47 m2 yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davanın açıldığı tarihe kadar dava konusu taşınmaz bölümünün davacılar tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği belirlendiğine göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine ve belediye vekillerinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Hüküm fıkrasında yollamada bulunulan 14.11.2002 günlü rapor ve krokide dava konusu taşınmazın yüzölçümü belirtilmemiştir. Tesciline karar verilen miktarın neye dayalı olduğu dosyadan anlaşılmaktadır. Raporda yazılı diğer miktarlar ile hüküm fıkrasındaki miktar da birbirinden farklıdır. Kaldı ki, dava nedeniyle ayrı ayrı tarihlerle alınan teknik bilirkişi raporlarındaki bilgilere göre taşınmazın miktarı yine farklılık arz etmektedir. Tüm bu yönler göz önünde tutularak taşınmazın miktarının kesin olarak belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi gerekmektedir. Kabul şekline göre de yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin Hazine ve belediyeden alınarak davacılara verilmesine ve geriye kalan harcın davalı belediyeden alınmasına karar verilmiş olması kanuna aykırıdır. Bu tür davalarda Hazine ve belediye yasal hasım durumunda olup hiçbir halde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar. Dava başarıya ulaştığı takdirde geriye kalan harcın da davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Hüküm bu bakımdan da kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine ve belediye başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz eden belediye başkanlığına iadesine 20.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy