(743 S. K. m. 639)
Dava: Meryem ve müşterekleri ile Hazine, Y. Belediye Başkanlığı ve Orman İdaresi aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Y. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.12.2002 gün ve 9/49 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman İdaresi Temsilcileri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen bir parça taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye Başkanlığı tebliğe rağmen davaya karşı çıkmamış cevap ve delil bildirmemiştir.
Dahili davalı Orman İdaresi temsilcisi de ayrıca cevap ve delil bildirmemiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile dahili davalı Orman İdaresi temsilcisi taraflarınca temyiz edilmiştir.
Dava MK. 639/1. maddesinde sözü edilen zilyedlik nedenine dayalı tapuya tescil davası niteliğindedir.
Dairemizin 30.11.1992 günlü 16377-15501 esas ve karar sayılı bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere fen memuru tarafından keşif sırasında verilen bilgiye göre dava konusu taşınmazında bulunduğu yörede 1970 yılında kadastro tahdidi yapılmış ve nizalı yer orman olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Tapu Kadastro Müdürlüğünün 25.04.2003 günlü cevabında da dava konusu yerin 1970 yılında tapulama genel sınırı dışında kaldığından tespit dışı bırakıldığı daha sonra da herhangi bir işleme tabi tutulmadığı belirtilmiştir. Davacı dava konusu yapılan yaklaşık 22 dönüm miktarındaki ve tarla vasfında ki taşınmazı 50 yıldan beri kullandığını zilyedi olduğunu belirterek kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Tespit dışı bırakılma tarihi nazara alındığında davanın açıldığı tarih itibariyle kazanma süresi ve koşullarının oluşmadığı görülmektedir. Ayrıca ormancı bilirkişiler müşterek imzalı 31.10.2002 günlü raporlarında özetle bu yerin mevcut durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı gibi ormanla ilgisinin bulunmadığını bildirmişler, ziraatçı bilirkişiler de müşterek imzalı 15.7.1999 günlü raporlarında taşınmazın öncesinin orman olmasına rağmen işlenerek tarla haline getirildiğini, hali hazır toprak yapısı ve eğimi itibariyle işlemeli tarıma uygun olmadığını özellikle ifade etmişlerdir.
Açıklanan nedenlerle ve tüm dosya kapsamı ile toplanan deliller göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisi ile dahili davalı Orman İdaresi temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde Orman İdaresine iadesine, 12.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy