(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Asiye ile Hazine ve T Kasabası Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair C. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.03.2003 gün ve 436/957 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras, taksim, eklemeli kazanmayı sağlayan 20 yıldan fazla zilyedlik nedeniyle 175 ada 3 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, Toprak Tevzii Komisyonunca düzenlenen paftada 43 parsel numarasını karşıladığı ve mera olarak belirtildiği açıklanarak 18.04.1996 tarihinde köy orta malı mer'a olarak sınırlandırılmıştır. Yargılamanın devamı sırasında ölen davacı Mehmet taşınmazın eşine kayınpederi Süleyman'dan intikâl ettiğini, onun devri ile de kendisine geçtiğini açıklayarak, sınırlandırmanın iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, mirasçılar davayı izleyen kızı Asiye lehine beyanda bulunarak yargılama yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve ilk maliki Süleyman
nın belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarruf da bulunduğunu bildirmeleri üzerine Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tutanağında dava konusu parselin 43 belirtmelik parsel numarası ile belirtilmiş ise de, teknik bilirkişi Ömer tarafından düzenlenen 03.07.2000 günlü krokili raporda dava konusu yerin Bayram'ın zilyedliği altında bulunan 36 nolu parsel olarak belirtildiğini açıklamıştır. 36 parsele ait belirtmelikte 32 ile 38 parsellerin maliklerinin mahsus sayfadaki parsellerin hizalarında yazıldığı, bu yerlere ait belgelerin gayri sabit hudutlu bulunduğu, miktar fazlalarının 1953 yılından bu yana bitişiğinde bulunan mera arazisine tecavüzden ileri geldiği açıklanmak suretiyle belirtildiği açıklanmıştır. Gerek komisyonca düzenlenen ve gerekse genel kadastroca düzenlenen paftada dava konusu taşınmazın sınırında mera parselleri yer almaktadır. Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın belirtme aşamasında zilyedi bulunan Bayram ile davacının kayınpederi Süleyman arasındaki bağlantı üzerinde durulmamıştır. Bundan ayrı, kadastroca tespit edilen 5 ve 6 parsellere ait tutanaklar ve dayanak belgeler getirtilmemiştir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak toprak komisyonunca düzenlenen belgeler ve genel kadastroca düzenlenen dava konusu yere ait tutanak ve belgeler ile komşu parsellere ait belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi, yerel teknik ve ziraatçı bilirkişiler aracılığıyla yerlerine uygulanması, taşınmazın belirtmeden önceki niteliğinin kendilerinden sorulup belirlenmesine çalışılması, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy