(3194 S. K. m. 18)
Mehmet ile Halil mirasçıları Sultan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair U Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 08.11.2002 gün ve 232/1856 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 990 ada 66 parselden 186 m2'lik bölümün vekil edeni tarafından davalılardan haricen satın ve devralındığını bildirerek bu yere ait tapunun iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kaydına göre; uyuşmazlık konusu 990 ada 66 parselde davacıların murisi Halil 1031/5116 pay sahibidir. Davacı 5116 m2'lik taşınmazın 186 m2'lik kısmını haricen davalılardan satın aldığını bildirerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, tapuda kayıtlı taşınmazın haricen satışına değer verilemeyeceği, 3194 sayılı İmar Kanununun kamu düzenine ilişkin 18.maddesi hükmü karşısında, davalıların davayı kabul etmiş olmalarının kamu düzenine aykırı sonuç elde etmeye yönelik bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesinin son fıkrasına göre; "...İmar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselizasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz...".Bu madde hükmünden açıkça anlaşıldığı gibi, imar planı olmayan yerlerle ilgili yasaklama getirilmiş olup, imar planı içindeki yerlere ilişkin bir kısıtlama bulunmamaktadır. ..... Belediye İmar Müdürlüğü'nün karşılık yazısında; pay satışı ve ifrazın mümkün olmadığı bildirilmekle birlikte, taşınmazın imar planı içerisinde olup olmadığı yeterince açıklanmamıştır. Bundan ayrı, dosya içerisindeki "Arsa satış senedidir" başlıklı belge fotokopisinden satıcının, davalıların murisi ve tapu malikiyle ilgisi anlaşılamadığı gibi, 08.11.2002 tarihli yargılama oturumunda davalılar vekilinin davayı kabul ediyoruz, şeklindeki açıklaması, imzası ile onaylattırılmadığından usule uygun bağlayıcı bir beyan olarak kabul de edilemez. Dava konusu taşınmazın imar planı içinde olup olmadığının yeniden İmar Müdürlüğü'nden sorulması, alınacak cevaba göre ifrazı mümkün olmadığı takdirde davalıların usulüne uygun olarak davayı kabul etmeleri durumunda satın alınan bölümün miktarı taşınmazın tümüne oranlanarak paylı mülkiyet şeklinde iptali ve davacı adına tesciline karar verilebileceğinin düşünülmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7.900.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy