(3402 S. K. m. 17)
Dava: Ayney ve müşterekleri ile Hazine ve B Köyü Muhtarlığı aralarındaki mülkiyetin tespit davasının kabulüne dair H. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.03.2003 gün ve 2049/267 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın baraj göl suları altında kaldığını, 40-50 seneden bu yana süre gelen kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle mülkiyetin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 04.12.2000 günlü krokide A harfi ile gösterilen 3250 m2 yer üzerindeki davacının mülkiyet hakkının tespitine, B harfi ile gösterilen kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümü davanın açıldığı tarihte baraj göl suları altında kalan bir yerdir. Kadastro Müdürlüğünün 18.10.2002 günlü karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 30.09.1974 tarihinde 766 sayılı Tapulama Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın su altında kalmadan önce davacı ve murisi tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu açıklamışlar, davanın açılması tarihinden önce istenilen delillerin tespitine ilişkin H. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/236 d.iş numaralı dosyası üzerinde yapılan inceleme nedeniyle dinlenen ziraatçı uzman bilirkişinin düzenlediği 06.08.2000 günlü raporunda taşınmazın yer yer kayalık ve taşlık bir yer olduğu, üzerinde 40-50 yaşların da 300 adet antepfıstığının olduğunu bildirmiş, tespit isteyen vekilinin itirazı üzerine verilen 10.01.2001 günlü ek raporda taşınmazın taşlı bir yapıya sahip olduğu, kayalık ibaresinin yanlışlıkla rapora yazıldığını ifade etmiştir. Mahkemece taşınmazın su altında kalmasından sonra dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile yukarıda esas numarası yazılı tespit dosyası içindeki bilgilere dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Az öncede açıklandığı üzere taşınmaz tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bu tür yerlerin tapuya tesciline karar verilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında ihya edilmesi ve ihya olgusunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar ile ziraatçı bilirkişi ihya hakkında bir açıklamada bulunmamışlardır. Davacının babası adına tespit edilen doğusundaki 436 parsel dağ sınırını içeren vergi kaydına dayanılarak tespit edilmiş, 493 ve 435 parsellere uygulanan vergi kayıtları da dağ sınırını içermektedir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazın baraj göl suları altında kalmadan önce davacı tarafından kazanıldığı, taşınmaz üzerinde yapılan inceleme ile belirlenmiş ve kanıtlanmış değildir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy