(3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: İbrahim ve müşterekleri ile Hazine ve Ç. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair A. 6 Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.11.2001 gün ve 908-1282 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu taşımazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide A, B ve C harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın reddine, D harfi ile gösterilen bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün redde ilişkin bölümü davacı vekili, kabule ilişkin bölümü ise davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide D harfi ile gösterilen 54 m2 lik bölümün 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığı,6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu, ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda gerekçeli olarak açıkladığına, taşınmazın dava tarihinden geriye doğru davacılar tarafından 1960 yılından önce makilik ve taşlıktan imar ihya edilmek suretiyle tarım arazisi olarak tasarrufta bulunulduğu yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilmiş bulunduğuna göre, davanın kabulüne karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yine teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide C harfi ile gösterilen 4753 m2 lik bölümün, yapılan kadastro çalışmaları esnasında 278 parsel olarak tespit edildiği, Orman İdaresi ile tespit maliki Mehmet arasında görülen A. Tapulama Mahkemesinin 12.10.1964 gün 1956/1463 Esas ve 1964/2384 Karar sayılı tespite itiraz davası sonunda orman vasfı ile tapulama harici bırakıldığı orman tahdit komisyonu tarafından 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması ile Hazine adına orman dışına çıkarılma tarihi 23.04.1982 den dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin de geçmemiş olduğu toplanan delillerle anlaşıldığından, bu bölüm yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin C harfi ile gösterilen 4753 m2, davalı Hazine vekilinin de D harfi ile gösterilen 54 m2 yere ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu taşınmazlara ilişkin bölümlerinin ONANMASINA,
Krokiye göre A harfi ile gösterilen 2400 m2 ve B harfi ile gösterilen 10.408 m2 lik taşınmaz bölümlerine ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu taşınmazların kadastro paftası ve komşu parsel tutanaklarına göre,1956 yılında Ç köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit dışı bırakıldıkları anlaşılmaktadır.
Davacılar, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuşlar, mahkemece kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle bu bölümler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelere göre, dava konusu taşınmazlar 1941 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı içerisine alındığı,1952 yılında 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edildiği, orman tahdit komisyonlarınca 1982 yılında yapılan çalışmalar esnasında da 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybı sebebi ile krokiye göre A harfi ile gösterilen 2040 m2 lik kısmın orman dışına çıkarıldığı B harfi ile gösterilen 10.408 m2 lik kısmın halen orman tahdidi içinde kaldığı belirlenmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan dava konusu yerlerin 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle, orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlikle kazanılması mümkündür.
Davaya ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin 35 yıl önce imar ihya edilerek kültür arazisine dönüştürülmüş olduğu uzman ziraatçı bilirkişi raporunda açıklandığına, davacıların 1960 yılından önce makilik ve çalılıktan para ve emek sarf ederek imar ihya yaptıkları ve o tarihten beri kültür arazisi olarak zilyet ve tasarruf ettikleri yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirildiğine, dava tarihi itibariyle imar planı dışında bulunduğu Belediye Başkanlığı yazısında anlaşıldığına göre, imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları davacılar yararına gerçekleşmiş olmaktadır. Davanın krokiye göre A harfi ile gösterilen 2400 m2 ve B harfi ile gösterilen 10.408 m2 lik taşınmazlar yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece farklı düşünce ve gerekçe ile redde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün krokiye göre A harfi ile gösterilen 2400 m2 ve B harfi ile gösterilen 10.408 m2 lik taşınmazlar hakkındaki davanın reddine ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı davacılara ait 7.880.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 16.06.2003 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre yerel mahkemenin ret kararı doğrudur. Hükmün onanması düşüncesindeyim.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy