(3402 S. K. m. 14, 21) (4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Hanım ile Hazine ve B. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair G. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 09.10.2002 gün ve 199-182 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hanım dava dilekçesinde mevkiini, hudutlarını ve yüzölçümünü belirttiği bir parça taşınmazın zilyetlik sebebine dayanarak adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Yerel Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hükmü Hazine Temsilcisi temyiz etmiştir.
Davacı her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın kendisinin müstakil zilyetliğinde bulunduğunu ifade etmiş ise de, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar taşınmazın davacıya eşi Fahri'den kaldığını bildirmişlerdir. Fahri nin müstakil zilyetliği iktisap için yeterli ise de, davacının müstakil zilyetliği iktisap için yeterli değildir. Davacının müstakil zilyetliği MK.nun 639 (TMK.nun 713.) maddesine göre 20 yıla ulaşmadığına göre, Fahri den intikal eden zilyetliğe değer vermek gerekir. Ancak bu takdirde kanunun aradığı iktisap için yeterli süre dolmaktadır. Bu durumda da Fahri Demir'in ve davacının 3402 sayılı Kanunun 14. maddesine göre; aynı çalışma alanı içinde belgesizden kuru toprakta 100 dönüme kadar zilyetlikle taşınmaz mal iktisap edebileceği nazara alınmalıdır. Temyiz incelemesine konu olan bu dava dosyası ile birlikte Dairemize intikal eden aynı yer mahkemesine ait olup Dairemizde 2003/4243, 4246, 4245 ve 4249 numaralı dava dosyalarının davacılarına da taşınmazların Fahri'den intikal ettiği anlaşılmaktadır. Yapılan incelemede yukarıda numaraları zikredilen dava dosyaları ile temyize konu olan bu dava dosyasındaki taşınmazların yüzölçümü toplamı 203662 m2'yi bulmaktadır. Oysa, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesine göre; zilyetliğini bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispat eden zilyet aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta ancak 100 dönüme kadar yer iktisap edebilir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacı, diğer dava dosyalarındaki davacılar gibi aynı kişiden intikal eden zilyetliğe dayandıkları, müstakil zilyetliklerinin de iktisap için yeterli bulunmaması, iktisaba konu edilen taşınmazların yüzölçümünün 100 dönümü aşmış bulunması da dikkate alınarak bahsi geçen dava dosyalarının HUMK.nun 45. maddesi hükmü nazara alınarak; davalar arasındaki bağlantı, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek olması ve davaların aynı sebepten doğması dikkate alınarak birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, dava dosyalarının birleştirilmesini müteakip yapılacak keşifte davacılara kanuni sınırlamalar hatırlatılıp Kadastro Kanununun 21. maddesi uyarınca seçimlik hakları sorulup aynı çalışma alanında iktisap edecekleri taşınmaz yüzölçümünün nazara alınması tercih ettikleri taşınmaz bölümlerinin teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: TMK.nun 713, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi hükümleri dikkate alınmadan verilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy