(818 S. K. m. 35, 397) (1086 S. K. m. 445)
Dava: Adnan ve müşterekleri ile Necati ve müşterekleri aralarındaki yargılamanın yenilenmesi davasının reddine dair G. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.01.2003 gün ve 28/36 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, G. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.1980 gün ve 1976/1127 esas, 1980/845 karar numaralı kesinleşmiş hükmünün HUMK. nun 445/8.maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Alaattin ve arkadaşları, yargılamanın yenilenmesi sebebinin bulunmadığını savunarak isteğin reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılması istenilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hükmün uyuşmazlığın esası ile ilgisi bulunmadığı hükmün verildiği tarihten bu davanın açıldığı tarihe kadar 21 senenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılması istenilen hükmün oluşumu; Şimdiki davanın davacılarının miras bırakanı A.'ın vekili aracılığıyla davalılar Sabri ve Hasan aleyhine 08.10.1976 tarihinde G. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı tapu iptali ve tescil davasının yargılamasının devamı sırasında davacı A.'ın 14.10.1978 tarihinde öldüğü, vekaletnamede ölümünden sonra vekalet ilişkisinin devam edeceği yolunda bir açıklık bulunmadığı halde, vekilinin 28.12.1978, 12.06.1979 ve 17.09.1979 günlü yargılama oturumlarına katıldıktan sonra, 26.11.1979 günlü yargılama oturumunda davayı takip etmemesi nedeniyle dava dosyasının HUMK. nun 409.maddesi hükmü uyarınca işlemden kaldırılmasına ve o tarihte yürürlükte bulunan usulün anılan maddesi uyarınca bir yıl içerisinde yenilenmediğinden yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükümle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesince 02.12.1987 tarihinde onanarak, bu tür hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin Yargıtay kararları aleyhine karar düzeltme yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle karar düzeltme isteği 13.11.2000 tarihinde reddedilmek suretiyle kesinleşmiştir.
Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı Abdulhalim'in 14.10.1978 tarihinde öldüğünü, vekalet ilişkisi sona ermiş olmasına karşın davayı yürüten avukatın vekil edenlerine bilgi vermeden 3 kez yargılama oturumlarına katıldığını daha sonra davayı takip etmemek suretiyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu şekilde davanın HUMK. nun 445/8.maddesinde belirtilen yetkisiz kimse aracılığıyla yürütüldüğünü ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur.
Borçlar Kanununun 35/1 ve 397/1.maddesi hükümlerine göre; müvekkilin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur.
Borçlar Kanununun 397. maddesinin 2. fıkrasında da vekaletin son bulması müvekkilin menfaatlerini tehlikeye koyuyorsa mirasçılar kendi işlerini kendileri görebilecek hale gelinceye kadar vekalet ilişkisinin devam edeceği belirtilmiştir. Esas numarası anılan dosya arasında bulunan davacıların miras bırakanı Abdulhalim'in vekili ne vermiş olduğu vekaletnamede, ölümden sonra vekalet ilişkisinin devam edeceğine dair bir açıklama bulunmamaktadır.
Somut olayda; müvekkilin ölümü nedeniyle vekalet ilişkisi sona eren avukat bu gelişmeyi mahkemeye ve mirasçılarına bildirmemiştir. Müvekkilin ölmesi durumunda vekalet ilişkisi son bulacağından bu hususun mahkemeye ulaştırılması ve bütün mirasçıların duruşmaya çağırılması gerekir. Mirasçıları yargılama oturumlarına çağırılmadan dava dosyasının işlemden kaldırılması ve sonuçta açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması mirasçı olan davacıları zarara uğratan bir tutumdur. Aynı konuda yeniden dava açma imkanı mevcut ise de, davanın açılmamış sayılmasına sebebiyet verilmesi mirasçılar bakımından maddi ve usul hukuku yönünden beklenmeyen bir takım sonuçlar doğurması da mümkündür.
HUMK. nun 445/8. maddesinde yazılı vekil ve (veya) mümessil olmayan kimseler huzuru ile davanın rüyet ve hükmedilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Ölüm sebebi ile vekalet ilişkisinin sona ermesi, mirasçılardan vekaletname alınmadan yargılama oturumlarına katılması ve daha sonra davayı takipsiz bırakması anılan hükmün kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmelidir. Bu olgular karşısında davacıların yargılamanın yenilenmesi isteğinde hukuki yararlarının bulunduğu hususunda duraksamamak gerekir.
Her ne kadar davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hükmün temyiz edilmesi sırasında bu hususun ileri sürülmüş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülmesine engel değildir. Açıklanan nedenle davacılar hükmün kesinleşmesinden itibaren de kanunda belirtilen süre içerisinde yargılamasının yenilenmesi isteğinde bulunduklarına göre, yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulü ile yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükmün bu yoldan ortadan kaldırılmasına, davanın kaldığı noktada yürütülerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Sonuç: Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy