(4721 S. K. m. 683, 982)
Dava: S. Ulusoy ile S.S. Apkan Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi aralarındaki elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne dair Ankara 25. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2003 gün ve 458/182 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mülkiyeti davalı kooperatife ait taşınmaz üzerinde yer alan ve çekiliş sonucu vekil edenine tahsis edilen 20 numaralı bağımsız bölümün bahçesi üzerinde bulunan öncesi itibariyle şantiye binası olarak kullanılan ve daha sonra imara aykırı olması nedeniyle yıkılan beton temelin amaç dışında kullanıldığını açıklayarak davalı kooperatifin elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, vekil edeni kooperatifçe yaptırılan konutlar hakkında ferdileştirme durumuna geçilmediğini, taşınmazın halen kooperatif adına kayıtlı bulunduğunu, idare binası olarak kullanılan bu yerin dava konusu edilmesinde davacının hukuki yararı ve sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ortak kullanım alanında bulunan ve davacıya tahsis edilen 20 nolu evin bahçesine yakın ve üzerinde beton temel bulunan dava konusu yere davalı kooperatifin elatmasının önlenilmesine ve yıkımına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kaydı ve projeye göre, dava konusu taşınmaz bölümünün yer aldığı 42376 m2 yüz ölçüme sahip 18129 ada 1 parselin davalı S.S. Apkan Arsa ve Yapı Kooperatifi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı kooperatif tarafından yaptırılan konutların ferdi mülkiyetine geçilmemiş olmasına rağmen, çekilişlerinin yapıldığı 20 nolu bağımsız bölümün ismi açıklanmayan bir üyeye tahsis edildiği, onun da satış ve devri ile davacıya geçtiği ve davacının da halen içinde oturmak suretiyle zilyet bulunduğu belirlenmiştir. Dava dilekçesindeki bilgiler ve yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, uyuşmazlığın TMK. nun 982 ve devamı maddelerinde düzenlenen, zilyetliğin korunması kuralları çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Kooperatifçe ferdi mülkiyete geçilmemiş olmasına karşın bağımsız bölümlerin, konutların davacının kullanımı ve yararlanmasına terk edilmiş olup, bu nedenle zilyet bulunan kimselerin, anılan maddelerle getirilen korunmadan yararlanması gerekir. Somut olayda, davacı dava konusu edilen beton zemin ve kulübenin, kendisine ait 20 nolu bağımsız bölümün bahçesinde bulunduğunu bildirmiş ise de, yapılan inceleme ve teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 18.03.2003 günlü raporda tasdikli peyzaj projesinde kamelya olarak gösterilen dava konusu yerin, 20 nolu evin bahçesinin dışında ortak kullanım alanında olduğu açıklanmıştır. Yapılan inceleme ile dava konusu taşınmazın ortak kullanım alanında kaldığı belirlenmiş bulunduğuna, davacıya tahsis edilen 20 nolu bağımsız bölümün kullanılması ve yararlanması yönünden herhangi bir engel yaratmadığı gibi, ortak kullanımdaki bu kamelya davacının zilyetliğine elatma olarak da kabul edilemez. Bu nedenle davacının davayı açmakta hukuki menfaati bulunmamaktadır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 54.000.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy