(3402 S. K. m. 17)
Dava: A. ile Hazine, Ü. ve M. Belediye Başkanlıkları aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İ. 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.02.2003 gün ve 770/74 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmaz Hatay'ın Anavatana katılmasından önce Fransız Hükümeti zamanında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yerdir. Paftaya göre taşınmaz Z. deresinin sınırında yer almakta olup yerel bilirkişi ve tanıklar, davacılar ve murislerinin dere yatağını ıslah etmek ve ondan sonra toprak taşıyarak harmanlamak suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini bildirmişlerdir. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Krokiye göre taşınmazın bir bölümünün M. Belediyesinin bir bölümünün de E. köyü sınırları dahilinde kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece E. köyünün bulunduğu yerde Ü. Belediyesinin kurulduğu kabul edilerek adı geçen Belediye Başkanlığına davanın yöneltilmesini istemiş, bu şekilde taraf teşkili sağlanmıştır. E. köyünün Ü. Belediyesine dönüştürülüp dönüştürülmediğinin araştırılması, taraf teşkilinin buna göre tamamlanması gerekmektedir.
İşin esasına gelince: davacılar imar ve ihya sebebine dayanarak tescil isteğinde bulunmuşlardır. Bir yerin imar ve ihya yolu ile kazanılması için 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesinde belirtilen diğer olumlu ve olumsuz koşullar yanında taşınmazın İl, İlçe ve Kasabaların Belediye sınırları içinde bulunmaması veya imar planı içerisine alınma tarihine kadar kazanma koşullarının oluşmuş olması gerekir. Mahkemece, Kadastro Kanunun 17. maddesinin son fıkrası göz önünde tutularak bu yönde gerekli araştırma yapılmamıştır. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığını Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki eklenmek suretiyle M ve taşınmazın bir bölümü Ü Belediye sınırları içerisinde kalıyor ise bu Belediyeye de teskere yazılarak tescili istenilen taşınmaz bölümlerinin imar planları içerisinde kalıp kalmadığı, imar planı içinde kalan yerlerden ise hangi tarihte imar planı içerisine alındığı, imar ve ihya olgusunun tamamlandığı tarihten imar planı içerisine alınma tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılması gerekmektedir. Bundan ayrı, jeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın Z. deresinin eski feyezan yatağında yer aldığını, Z. deresi köylüler tarafından tahkim edilerek mevcut yatağa alındığı ve daha sonra DSİ. tarafından fenni yatağa çekildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar karşısında taşınmazın bu bölümünde DSİ. tarafından ıslah çalışmalarının yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise buna ait harita ve ıslah projesine ait belgeler, dava konusu taşınmazlara komşu 183,184 ve 196 sayılı parsellere ait kadastro tutanakları ve ekleri, varsa dayanağı, tapu ve vergi kayıtları ile teknik bilirkişi 28.02.2002 günlü rapor ve krokilerine göre komşu 2161 ve 2162 nolu parsellerin tapu kayıtları hükmen oluştuğundan bunlara ilişkin hüküm dosyaları bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilip edilmediğinin Milli Emlak Memurluğundan sorulması, ondan sonra keşif yapılmak suretiyle komşu parsellere ait dayanak belgelerin zemine uygulanması, komşu parsellerin dayanağı olan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaz yönünü ne gösterdiklerinin saptanması, teknik bilirkişiye kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması ve taşınmazın niteliğinin açık bir şekilde belirlenmesi, ıslah çalışmalarının yapıldığı ve tamamlandığı tarihten itibaren derenin etki ve taşkın alandan kurtulduğu kabul edilerek bu tarihten itibaren kazanma koşullarının hesap edilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy