(4721 S. K. m. 702) (743 S. K. m. 612, 630)
S. Kaya ile A. Gören ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Güney Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.06.2002 gün ve 49/55 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 322 ada 16 parselde davalıların yakın miras bırakanı Ali Hikmet Gönenin payına ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istememiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu parselin 1951 yılında ölen tarafların ortak miras bırakanı M. Gönen'den kaldığını, diğer mirasçıların taşınmazdaki miras paylarını Güney Noterliğince düzenlenen 30.09.1961 tarihli satış senediyle vekil edenine satıp devrettiklerini, kadastro tespiti sırasında davalıların yakın miras bırakanı A. H.in adına da tespit edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Tapu kaydına göre 322 ada 16 parsel davacı S. Gönen ile davalıların miras bırakanı A. H. Gönen adına veraseten iştirak şeklinde 09.06.1994 tarihinde kadastro yoluyla tapuya tescil edildiği belirtilmiştir. Mirasçılık belgesine göre, davacı ile davalılar 24.12.1951 tarihinde ölen M. Gönenin mirasçılarıdır. Dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan Mustafa'dan kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mirasçılık belgesinde isimleri geçen diğer mirasçıların 30.09.1961 gün ve 628 yevmiye numaralı noterce düzenlenen satış senedi ile paylarını davacıya sattıkları toplanan deliller ve dosya içeriğiyle sabit olmuştur. Mahkemece, dava konusu parselin taraflar arasında elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğu, bu mülkiyet türünde mirasçılardan bir veya birkaçının tek başına tasarrufta bulunmayacakları, ayrıca tapulu taşınmazın haricen satışının geçerli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz olan bir yerdir. Kadastro tutanağındaki bu açıklamalar karşısında tapulu taşınmazın haricen satış ve devrinin geçersiz bulunduğu yolundaki gerekçesi somut olaya uygun düşmemektedir. MK. nun eski 630, yeni 702. maddesi hükümlerine göre; elbirliğiyle mülkiyette birlikte tasarruf esastır. Mirasçılardan birinin veya birkaçının tek başına tereke malı üzerinde tasarrufta bulunmaları hukuken geçerli sonuç doğurmaz. Ne var ki; somut olayda, davacı miras payının devrine dayanmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığın MK. nun eski 612. maddesi hükmüne göre çözüme kavuşturulması gerekir. Anılan hükme göre yazılı olmak koşuluyla bir mirasçının miras payını diğer mirasçıya devri hukuken geçerli sonuç doğurur. İncelenmekte olan olayda, miras payının devredildiği belirlenmiş bulunduğuna göre, mahkemenin redde ilişkin gerekçesi bu açıklamalar karşısında dayanaksız kalmaktadır. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7.880.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy