(3402 S. K. m. 19)
Dava: Cemal ve müdahil Cumali ile Hazine aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair B Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.12.2002 gün ve 25/143 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, K Baraj göl suları altında kalan 627 parsel kapsamında kalan ve 60-70 yıldan bu yana zilyetliği altında bulunan tahmini 20 dönümlük taşınmazın mülkiyetle zilyetliğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya katılan Cumali, davacının davasının reddine, miras bırakanlarından kalan dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile bu yerin mülkiyetinin adına tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, aynı parsel hakkında daha önce B Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 1996/64 esas, 1998/24 karar sayılı dosya arasında bulunan 28.06.1993 günlü bilirkişi Vedat tarafından düzenlenen, U harfi ile gösterilen 10000 m2 kısmın davacının mülkiyet ve zilyetliğinde bulunduğunun tespitine, taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesine, davaya katılan Cumali 'nin isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 389500 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan F Nehrinin yatağı olduğunun belirlenmesi üzerine tespit tarihi açıklanmaksızın nehir yatağı niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, itirazları Kadastro Komisyonunca reddedilen Mehmet ve H.Ömer in , B Kadastro Mahkemesine açmış oldukları itiraz ve tescil davasının yapılan yargılaması sırasında taşınmazın baraj, göl suları altında kalması nedeniyle 27.01.1987 gün, 90/10 esas ve karar sayılı hükümle 627 parselin tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin 09.12.1987 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümü B Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/64 esas numaralı dosyası nedeniyle teknik bilirkişi Vedat tarafından düzenlenen 28.06.1993 günlü raporda U harfi ile gösterilen yerdir. Davacı, tespitten önce 60-70 yıldan beri zilyetliği altında bulunan dava konusu yerin baraj, göl suları altında kalması nedeniyle mülkiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Taşınmaz baraj, göl suları altında kalmakla tapuya tescili gerekmeyen, kamu emlâki niteliğine dönüşen bir taşınmazdır. Koşulları mevcut olduğu takdirde davacının böyle bir yerin mülkiyet ve zilyetliğini tespit etmekte hukuki yararı vardır. Bu tür uyuşmazlıklarda mülkiyet veya zilyetliğin tespitine karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması ve tespit tarihine kadar kazanma koşullarının oluştuğunun kanıtlanması gerekir. Taşınmazın su altında kalmasından sonra toplanan delillere göre bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bu durumda, taşınmazın su altında kalmadan önceki evrede toplanan delillere göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 627 parselin Hazine adına tespit edilmesi üzerine Mehmet ve arkadaşının B Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tespite itiraz davası nedeniyle 04.07.1986 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi davacı ve miras bırakanlarının zilyetliğinden söz etmiş, tanık dinlenilmemiştir. Aynı keşifte teknik bilirkişi olarak birlikte götürülen ve dinlenilen ziraat uzman bilirkişi rapor vermediği gibi mahkemece raporun sonucu da takip edilmemiştir. Jeolog uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 05.08.1986 günlü raporla 627 nolu parselin içinde ve muhtelif yerlerinde F Nehrinin kollarının geçmekte olduğu, taşınmazın bir bölümünün tamamen kumluk ve çakıllık, bazı bölümlerinin de tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, dava konusu taşınmaz bölümünün yer aldığı güney kesiminin ise F Nehrinin etkisinde kalan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Mahkemece incelenmekte olan dava nedeniyle dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle esas numarası anılan Kadastro Mahkemesi dava dosyası üzerinden dinlenen deliller gözönünde tutularak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Az öncede açıklandığı üzere; bu tür uyuşmazlıklarda kazanma koşullarının tespit tarihine kadar oluştuğunun Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Taşınmazın su altında kaldığı 15.10.1986 tarihinden önce davacı tarafından tasarruf edildiği yerel bilirkişi tarafından bildirilmiş ise de, beyanları hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi, taşınmazın F Nehrinin yatağı olduğunu bildiren jeolog uzman bilirkişinin raporu karşısında da herhangi bir hukuki değer bulunmamaktadır. Bu tür yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre kazanma koşullarının oluştuğu kanıtlanmamış bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde ve doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 03.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy