(3402 S. K. m. 14)
Dava: Zehra ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair B 1.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.04.2003 gün ve 295-172 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 109 ada 21 parselin kayıt miktar fazlası olan dava konusu 57 parselin, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın taşlık ve kayalık bir yer olduğunu bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 28354 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
28874 m2 yüzölçüme sahip dava konusu parsele ait kadastro tutanağında aynı ada 21 parsele uygulanan 28 .6.1945 tarih ve 23 nolu tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle 23.6.1994 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tescil edildiği açıklanmıştır. 109 ada 21 parsel 28.6.1945 tarih ve 12 numaralı tapu kaydına dayanılarak davacı adına tespit edilmiştir. Dayanak tapu kaydında yazılı miktar kadar yer 21 parsel numarası ile tespit edilmiştir. Miktar fazlası olan dava konusu yerin kazanılabilmesi için tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz ile 21 parselin bir bütün olarak davacı tarafından daha önceki yıllarda sürülmek suretiyle ekip biçildiğini 10-15 seneden bu yana da hayvan otlatılmak suretiyle kullanıldığını bildirmişler, ormancı bilirkişi dava konusu taşınmazın 1967 yılında yapılan sınırlandırma hattı dışında kalan bir yer, ziraatçı uzman bilirkişi de dava konusu taşınmazın %40-50 meyilli, yer yer küçük taşlı, üzerinde bozuk kadim teraslamalar bulunduğunu, çevresinin kadim taş duvarla çevrili 6. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın önceki yıllarda kültür arazisi olarak tasarruf edildiğini bildirmişler ise de, daha sonra ekilip biçilmediğini, otlakiye haline geldiğini, ziraatçı bilirkişi ve Orman Yüksek Mühendisi tarafından düzenlenen raporlarda, dava konusu taşınmazın kuzey ve doğusunun ormanla çevrili bulunduğunu, zeminde yer yer kayalık, diğer bölümlerin taşlık nitelikde olduğu, taşınmaz üzerinde dağınık halde 10 kadar yaşlı zeytin, delice, ahlat ve benzeri ağaçların yer aldığı, 15 yıla yakın bir zamandan beri ekilip biçilmediğini bildirmişlerdir. Taşınmazın niteliğine ilişkin teknik bilirkişilerin raporundaki bu açıklamalar, 20.5.2002 tarihinde yapılan keşifde hakim tarafından gözlenildiği keşif tutanağında belirtilmiştir. Taşınmaz koşullarına uygun olarak tasarruf edilmediği gibi niteliği itibariyle de kazanılmaya elverişli yerlerden değildir. Bir yerin tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tesciline karar verilmesi için tespit tarihine kadar koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğinin kanıtlanması ve taşınmazın niteliği itibariyle özel mülkiyete ve kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir.
Somut olayda, taşınmaza ilişkin bu koşullar bulunmamaktadır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 03.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy