(4721 S. K. m. 713/5) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Ahmet ile S Belediye Başkanlığı, Hazine ve Küçük S Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair S Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 01.04.2003 gün ve 2111/21 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı ve üzerinde 2 katlı bina bulunan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, "bu yerin eskiden beri köy hayvanların yolu olarak kullanıldığını, 1960 yılında tespit dışı bırakıldığını, daha sonra bu köyde belediye teşkilatı kurulduğunu, yol fazlalıklarının Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine ait bulunduğunu, bu gibi yerlerin satılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının Hazineye işgal tazminatı ödediğini" bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya katılan Belediye Başkanlığı, dava dilekçesinin tebliğine karşı yargılama oturumlarına katılmadıkları anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 SK.nun 14. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazı 1968 yılında S Köyü Tüzel Kişiliğinden satın aldığını, o tarihten bu yana zilyedi bulunduğunu belirterek tescil isteğinde bulunmuş ve buna ilişkin para makbuzlarını dosyaya sunmuştur.
Kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği 1968 yılında köy tüzel kişiliğinden satın aldığı ve o tarihten beri zilyet olduğu keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edilmiştir. Ancak, mahkemece kadastronun hangi tarihte taşınmazın bulunduğu bölgeye girdiği hususu ile taşınmazın hangi tarihte ve ne niteliği ile tespit dışı bırakıldığı konusu Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmamıştır. Tespit dışı bırakılan bir yerin zilyetlikle kazanılabilmesi için tespit dışı bırakıldığı veya paftanın düzenlendiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin koşullarına uygun olarak geçmesi gerekir. Bu bakımdan açıklanan konuların öncelikle Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması gerekmektedir. Bundan ayrı, Tapu Kanunu'nun 21 ve 3402 SK.nun 16/A maddesi ile " ... kapanan yollar ve kullanılmayan yol fazlalıkları gibi hizmet malları kayıt, belge veya özel kanunlarına göre Hazine, Kamu Kurum ve Kuruluşları, İl, Belediye, Köy veya Mahalli İdare Birlikleri Tüzel Kişiliği adlarına tespit olunur" hükmüne yer verilmiştir. Fakat, tescilsiz kalan bu gibi yerlerin kazanma koşullarının gerçekleşmesi halinde TMK.nun 713/1 maddesi gereğince edinilmesi mümkündür. Bunu engelleyen bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Aksine Yüksek Yargıtay uygulaması bu yöndedir. Taşınmazın 1988 yılında yapılan imar uygulamasında, imar planında imar yolu olarak gösterildiği ve kamu hizmetine tahsis edilmediği mahkemece de kabul edilmiştir. Henüz imar yolu açılmamış ve kamunun hizmetine sunulmamış ise, sadece imar planında "imar yolu olarak" gösterilmiş bulunması tek başına kazanmaya engel bulunmadığı gibi bunun bir "tahsis" olarak kabulü ile düşünülemez. Bunun dışında davacı adına ilk Ecrimisil İhbarnamesinin 1999 yılında düzenlendiği ve bu tarihten sonra davacının Hazineye ecrimisil ödediği anlaşılmaktadır. TMK.nun 713/5. fıkranın son cümlesi uyarınca "mülkiyet, birinci fıkrada yazıyla öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur" denildiğine göre zilyetliğin başladığı tarihten ecrimisilin ödendiği tarihe kadar davacının 20 yıllık kazanma süresi fazlası ile geçmiştir ve davacının mülkiyet hakkı da doğmuştur. Bu bakımdan mahkemenin gösterdiği gerekçeye katılmak mümkün değildir. Öte yandan olayda 775 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yeri de bulunmamaktadır.
Şu hale göre; öncelikle kadastronun hangi tarihte taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarına başladığı, taşınmazın kadastroca ne niteliği ve hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu 1804 ve 1807 sayılı parsellere ait kadastro tutanak ve ekleri ile bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları var ise Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yeniden keşif yapılmak suretiyle komşu parsel kayıtlarının yerel ve teknik bilirkişiler aracılığı ile zemine uygulanması, bu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiklerinin belirlenmesi, taşınmazın niteliğinin saptanmasına çalışılması ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7.900.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy