(3402 S. K. m. 15) (1086 S. K. m. 274)
Dava: Mehmet ve müşterekleri ile Zihni ve müşterekleri aralarındaki dava hakkında Ç Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 13.06.2001 tarih ve 47/57 sayılı hükmün Dairenin 19.11.2002 gün ve 8000/8538 sayılı ilâmiyle onanmasına karar verilmişti. Davalılar tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm, davalı Zihni ve arkadaşları tarafından temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davalılar süresinde vermiş oldukları karar düzeltme dilekçesi ile temyiz dilekçesinde ileri sürmüş oldukları nedenler gözönünde tutularak onama kararının kaldırılmasını, yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemişlerdir.
Tüm davacılar, vekilleri aracılığıyla açtıkları tapu iptali ve tescil davasının 13.12.2000 günlü yargılama oturumlarından itibaren avukatların yargılama oturumlarına katılmadığı, sadece davacılardan Ahmet in yargılama oturumlarına geldiği anlaşılmıştır. Davacılar miras sebebine dayanarak iptal ve tescil istemiş olup dava mirasçılar arasında yürüyen bir davadır. Elbirliğiyle mülkiyet durumunda bulunan bir taşınmaz hakkında davanın tüm ortaklar tarafından birlikte açılmasından sonra mirasçılarından birinin veya birkaçının yargılamaya katılmaması dava dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirmez ise de, dava mirasçılar arasında açılıp yürütüldüğü için bu kural dikkate alınmaz. Her ne kadar yargılamanın son oturumunda Av. T yargılama oturumuna katılmış ise de, davacılardan sadece Mehmet, Ahmet, Mustafa, Melek, Ayşe , Meryem ve Keriman den sadece vekaletname almak suretiyle dava yürütülmüştür. Diğer davacıların vekili 13.12.2000 günlü yargılama oturumundan sonra yargılama oturumlarına katılmadığı için bunların davasının takip edilmeme nedeniyle HUMK.nun 434 . maddesi hükmü uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken bu husus gözönünde tutulmaksızın onlar yönünden de iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
İşin esasına gelince; davacılar dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan Efendi' den intikal ettiğini, mirasçılardan Sebile nin miras payını satın ve devraldıklarını ileri sürmüşler satın almaya ilişkin senetleri dosyaya sunmuşlardır. Davacıların dayandıkları senetler HUMK.nun 297. maddesi hükmüne uygun olarak düzenlenmemiştir. Ne var ki davacılar senet delilinin yanında diğer delillere dayandıklarına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 15. maddesi hükmü uyarınca miras payının satış ve devir olgusunun tanık ve benzeri delillerle kanıtlamaları mümkün bulunmaktadır. Mahkemece, davacıların vermiş oldukları ilk tanık listesinde yer almayan kimseler dinlenilmek suretiyle bunların sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. HUMK.nun 274. maddesi hükmü uyarınca liste dışı tanık dinlenmesi yasaktır. Yargılamanın yönetimi ile ilgili bulunan bu emredici hükmün görevden ötürü mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekirken liste dışı dinlenen tanıkların sözlerine değer verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmuş olması doğru görülmemiştir. Bundan ayrı , teknik bilirkişi raporunda 163 ada 35 parselin durumundan söz etmiş ise de, Tapu Sicil Müdürlüğünün karşılık yazısında bu parsele ait tapu kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Bu husus üzerinde durulmamış olması da yerinde görülmemiştir. Hükmün belirtilen bu nedenlerle bozulması gerekirken Dairece yanlışa düşülerek onanmış olması hatalı olmuştur.
Sonuç: Davalıların karar düzeltme isteği bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile dairenin 19.11.2002 gün 8000/8538 esas ve karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 16.100.000.-lira peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine 10.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy