(4721 S. K. m. 640, 713/19)
Dava: Tursun ile Hazine ve A Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İ Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.03.2003 gün ve 413-51 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Tursun, dava dilekçesinde yeri ve sınırları gösterilen 5 parça taşınmazın aldığı yetki belgesine istinaden borçlusu Keziban adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı Tursun, tescil konusu taşınmazların borçlusu Keziban 'a eşinden kaldığını, Keziban'ın borcunu ödeyemediğini, aleyhine harekete geçirdiği icra takibinin sonuçsuz kalması nedeniyle dava açmak için İcra Müdürlüğünden yetki belgesi aldığını ileri sürerek Keziban adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerlerin Keziban 'ın kocası Adıgüzel'den kaldığını bildirmişler, ancak taksimden söz etmemişlerdir. Dosya arasında bulunan mirascılık belgesine göre; terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, muris Adıgüzel'in, eşi Keziban'dan başka Yıldırım isimli bir mirascısı daha bulunmaktadır. Bu açıklamalar karşısında murisin diğer mirascısı oğlu Yıldırım 'ın de açılmış bulunan davaya olurunun alınmak suretiyle katılmasının sağlanması ya da MK.nun 640.maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini ve davanın onun huzuru ile yürütülmesi, bu şekilde taraf teşkili yapıldıktan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
İşin esasına gelince : Dava, tapusuz taşınmazların MK.nun 713/1.maddesi uyarınca tapuya tescili isteğine ilişkindir. Bu maddeye göre tescile karar verilebilmesi için taşınmazların tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Mahkemece taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Teknik bilirkişi ve ziraatçı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokilerde; dava dilekçesinin 2, 3 ve 4. bendlerinde yazılı taşınmazların sınırlarında derelerin yer aldığı, ziraatçı ve ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda da; krokide 3 ve 5 numaraları ile gösterilen taşınmazların üzerinde ve sınırlarında yer yer meşelik alanların bulunduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar gözönünde tutularak taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca yapılmış orman sınırlandırma harita ve tutanakları mevcut ise getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik, jeolog ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde keşif yapılmak suretiyle taşınmazların sınırlarından geçen derelerin aktif yatağı veya etkisi alanında kalan yerlerden olup olmadığı hususunda jeolog uzman bilirkişiden, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda da ormancı bilirkişi aracılığıyla yöntemine uygun biçimde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre gerekçeli rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 10.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy