(4721 S. K. m. 640)
Dava: Halil ve müşterekleri, dahili davacılar Nazangül ve müşterekleri ile Serviye aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair K Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.04.2003 gün ve 69-24 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Serviye vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 138 ada 103 , 106 ve 127 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile yakın miras bırakanları Rüştü mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Serviye, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece , 106 ve 127 parseller hakkındaki davanın reddine, 138 ada 103 parselin tapu kaydının iptali ile Rüştü mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü, davalı Serviye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 138 ada 103 parsele ait kadastro tutanağında; miras, taksim ve zilyetliğe dayanılarak 4.1.1999 tarihinde Ahmet kızı davalı Serviye adına tespit edilmiştir.
Davacılar, dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan Resul'den yakın miras bırakanları Rüştü'ye kaldığını, kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mirasçılık belgesine göre Rüştü 'nün davacılar dışında kalan başka mirasçıları da mevcut bulunmaktadır. Rüştü nün ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan ve taşınmaz taksim edilmemiş bulunduğuna göre, davanın tüm mirasçılar tarafından açılması veya açılmış bulunan davaya diğer mirasçılarının olurlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması, yada miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davaya devam olunması gerekir. Bu şekilde taraf teşkili yapılmadan diğer mirasçıların davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili yapılmış olmaz. Somut olayda; davaya dahil edilen diğer mirasçılar yargılama oturumuna gelip açılmış bulunan davayı benimsediklerini bildirmemişlerdir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın ortak miras bırakan Resul'den davacıların miras bırakanı Rüştü'ye kaldığını ileri sürülmüş olmasına karşın, davalının davaya karşı diyecekleri sorulmamıştır. Davacılar dava dilekçesinde diğer deliller yanında tanık deliline dayandıkları halde, mahkemece sadece yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. MK.nun 6. maddesi hükmü uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacılara iddiasını kanıtlamak üzere süre ve imkan tanınması, göstermiş olduğu tanıkların çağırılıp davalı tanıkları ile birlikte dinlenilmesi, taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime kaldığı hususunun sorulması, gerekmektedir.
Bundan ayrı, 2.10.2002 tarihinde yapılan keşfe davalı karşı koyarak, keşfin 103 parsel yerine 102 parsel üzerinde yapıldığını ileri sürerek keşfin yenilenmesini istemiş, davacı Kazım'da 13.11.2000 tarihli dilekçesi ile dava konusu etmek istedikleri taşınmazın 102 parsel olduğunu, bu nedenle 103 parsel hakkındaki davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Rüştü nün ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan mirasçılardan Kazım'ın tek başına davadan feragat etmesi geçerli bir sonuç doğurmaz. Ne varki somut olayda, dava konusu parsel kesin olarak belirlenmemiştir. İleri sürüldüğü gibi dava konusu edilen 103 parsel olmayıp da 102 parsel olduğu belirlendiği takdirde ve bu parsel hakkında da usulüne uygun dava bulunmadığına göre uyuşmazlığın yazılı şekilde çözüme kavuşturulması mümkün olmaz. Dava konusu parselin kesin olarak belirlenmesi, 102 parselin ise tapu kaydının ve kadastro tutanağının getirtilmesi, davanın kayıt malikine yöneltilip yöneltilmediğinin nazara alınması, kayıt malikine yöneltilmemiş ise davacıların kayıt malikine karşı bağımsız tapu iptali ve tescil davası açma hakkı her zaman bulunduğundan şimdiki davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy