(1580 S. K. m. 70/11)
Dava: Rasim ile K Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair K Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 17.10.2002 gün ve 21-51 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Rasim , dava konusu yere ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, belediyeye ait taşınmazların satışının belediye meclisi kararına dayanması gerektiği,meclis kararı ve buna bağlı satış kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi pek açık olmamakla beraber davacı, 14.6.1979 tarihinde K Belediye Başkanlığından ihale yolu ile satın ve devraldığı taşınmazın 2502 parsel içerisinde Belediye adına yazıldığını, üzerine bina yapmak suretiyle zilyedliğini sürdürdüğünü ileri sürerek imar affından yararlanmak suretiyle tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Tapu kaydına göre, dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 2502 parsel 28.12.1999 tarihinde imar affı nedeniyle K Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edilmiştir.
1580 sayılı Belediyeler Kanunu'na göre, belediye'ye ait bir taşınmazın satışının belediye meclisince verilen bir karara dayanması gerekir. Belediye meclisinin toplanmadığı hallerde bu karar belediye meclisi adına, encümence verilir. Geri çevirme yazısı üzerine istenilen belgelere göre, dava konusu taşınmazın belediye encümeninin 8.5.1979 gün ve 89 numaralı kararına dayanılarak açık arttırma ile satışa çıkarıldığı belirlenmiştir. Ancak gerek satış hakkında belediye meclisinin kararı ve gerekse taşınmazın davacıya satışına dair herhangi bir belge edinilmemiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın 20-25 yıldan bu yana davacı tarafından tasarruf edildiğini, davacı tanığı , davalı K Belediyesinde muhasip olarak görevli bulunduğu 1980' li yıllardan önce dava konusu taşınmazın belediyece davacıya satılıp devredildiğini, satış parasının makbuz karşılığında kendisinden alındığını bildirmiştir. Davacı ayrıca satış parasını ödediğine ilişkin 26.7.1981 günlü makbuzun fotokopi örneğini dosyaya sunmuştur.
Açıklandığı üzere, belediyeye ait bir taşınmazın satışı belediye meclisince alınan karar ve buna dayanılarak usulüne uygun satışla devri mümkündür. Belediye meclisinin kararına rastlanılmamış ise de, belediye encümenince 24.5.1979 tarihinde alınan karar uyarınca taşınmazın davacıya satılıp devredildiği tanık tarafından bildirilmiş,satış parasının alındığı sunulan makbuzla da doğrulanmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın ve devir alındığının kabulü gerekir.
Bundan ayrı, belediye meclisi kararı olmamakla beraber satış belge ile doğrulanmış olup, satış tarihinden imar affı yolu ile tapuya tescil edildiği tarihe kadar davacının bu yere zilyed olduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine göre, satış olmasa bile tapusuz olan bu yerin davacı tarafından kazanıldığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacının geçen zilyedliğine değer verilmeksizin satış ve belediye meclisi kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy