(743 S. K. m. 650) (4721 S. K. m. 715)
Dava: Fethi Karaca ve müşterekleri ile Hazine, Şanlıurfa Belediye Başkanlığı ve Küçükler Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.03.2003 gün ve 529-261 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat Nihat Çiftçi ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Armağan Örücü geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, mevkii ve sınırları yazılı tapusuz taşınmazın imar-ihya ve miras bırakandan gelen eklemeli zilyetliğe dayanarak vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine vekili ve Şanlıurfa Belediye Başkanlığı vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, aynı yer hakkında dava daha önce açılmış davanın reddedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, aynı yer hakkında daha önce Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/893 E. nolu dosyasında açılan davanın reddedildiğini, ret kararından sonra 20 yıllık sürenin geçmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Keşif sonunda alınan Fen Bilirkişisi İzzet Arslan'ın 16.09.2002 tarihli raporuna göre davaya konu taşınmaz Küçükler Köyü idari sınırları içindedir. Taşınmazın bulunduğu çalışma alanı bakımından davada Şanlıurfa Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmesine gerek olmadığı halde davalı gösterilmesi doğru değil ise de, ret kararı sonuç olarak doğru olup sonuca etkili olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
İşin esasına gelince; Dava konusu taşınmaz,10.06.1976 tarihinde yapılan kadastroda dağ niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır. Davacılar, temyize konu dosyada, imar-ihya edilen taşınmazın 1966 yılında ölen miras bırakanları Kadir Karaca'dan kaldığını, lehlerine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek payları oranında adlarına tapuya tescilini istemişlerdir.
Davacılardan İbrahim Karaca, daha önce Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine 30.10.1995 tarihinde açtığı ekte ki 1995/893 E. nolu dava dosyasında, MK.nun 650. maddesine dayanarak,taşınmaz üzerindeki ağaçların değerinin arsanın değerinden fazla olduğunu belirterek adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen 28.09.1999 tarih, 893-746 esas ve karar nolu hükümde; Bilirkişi raporundan saptandığına göre davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek dava reddedilmiştir bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 14.06.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Fen Bilirkişisi İzzet Arslan raporunda, temyize konu davadaki yer ile anılan dosyadaki yerlerin aynı olduğunu açıklamıştır. Her ne kadar bu karar dayanılan sebep bakımından davacılar için kesin hüküm olmaz ise de, uyuşmazlık konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile belirlenmiştir. Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı nedeni ile tapuya tescil edilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında özel mülkiyete elverişli olması gerekir. Eldeki davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren TMK.nun 715. maddesi hükmüne göre; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar hiçbir şekilde özel mülke konu olamaz. Somut olayda, davanın reddine ilişkin ilk kararın kesinleşmesinden sonra imar-ihya ve 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi geçmemiştir. Yerel mahkemece verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeni ile davacılar vekilinin temyiz itirazların reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000 TL. avukatlık ücretinin KDV'.si ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 7.900.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 14.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy