(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Mehmet Karadağ ile Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki mesaha tashihi ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Elazığ 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.02.2003 gün ve 610-133 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 713 parselden ifrazen ayrılan vekil edenine ait 1466 parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, sabit sınırlarla çevrili bulunan davacının parselinin yüzölçümünün 4296 m2 artırılarak yüzölçümünün düzeltilmesine, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 17.12.2002 günlü krokide C harfi ile gösterilen bölümün Karayolları Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait 3230 m2 yüz ölçüme sahip 1466 parsel ifraz sonucu oluşturulmuş, intikal ve birbirini izleyen temliklerle 09.07.1981 tarihinde davacıya geçmiştir. Davacı, parselinin tapudaki yüzölçümünün eylemli durumdan daha az geldiğini ileri sürerek istekte bulunmuştur. Kadastro yoluyla oluşturulan kayıtların yüzölçümünün düzeltilmesi mümkün bulunmadığı gibi, somut olayda herhangi bir hatada bulunmamaktadır. Bu durumda miktar eksikliğinin komşu taşınmazlara elatılmasından ileri geldiğinin düşünülmesi gerekir. Hal böyle olunca uyuşmazlığın TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca çözüme kavuşturulması gerekir. Paftaya göre; davacıya ait 1466 parselin çevresi mera ile çevrilidir. Mahkemece, krokide B harfi ile gösterilen bölüm meradan ayrılmak suretiyle davacı parseliyle birleştirilerek tescil edilmiştir. Öncelikle taşınmazın bulunduğu yerde kadastro faaliyetlerinin geçtiği göz önünde tutularak sınırda yer alan meraya ait kadastro tutanağının getirtilmesi, tutanağın kesinleşme tarihine göre davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen süre içerisinde açılıp açılmadığının nazara alınması, dava süresinde açılmış ise iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutulmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Kabul şekline göre de davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin herhangi bir isteği olmadığı halde krokide C harfiyle gösterilen yerlerin Karayolları Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy