(4721 S. K. m. 640, 713/3) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Sait ile Hazine ve B Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair P Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 14.04.2003 gün ve 54/34 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, incelemeye göre karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dilekçesinde tescil konusu taşınmazların 25 seneden bu yana zilyetliğinde bulunduğunu açıklamış, yerel bilirkişi ve tanıklar geçiş şekli hakkında bir açıklamada bulunmamışlar, 23.10.2002 günlü yargılama oturumuna katılan davalı köy temsilcisi taşınmazların davacıya dedesi veya babasından miras yolu ile intikal ettiğini bildirmiştir. Taşınmazların davacıya miras bırakanlarından kaldığı bildirildiğine ve taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına göre, davacıdan taşınmazların hangi miras bırakanından kaldığının açıklattırılması, mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olup da davacılardan başka mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde onlarında açılmış bulunan davaya katılmaları sağlanmak suretiyle olurlarının alınması ya da TMK.nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına bir temsilci tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesi gerekir.
İşin esasına gelince; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 26.11.2002 günlü krokili raporda A harfi ile gösterilen taşınmazın kuzeyinde yol, B harfi ile gösterilen taşınmazın kuzey ve doğusunda da dere geçtiği açıklanmıştır. Mahkemece yolun niteliği üzerinde durulmadığı gibi dereler bakımından da araştırma yapılmamıştır. Yol kamu kurumlarına ait bir yol ise TMK.nun 713/3 fıkrası hükmü gözönünde tutularak ilgisi yönünden davanın ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltilmesi, mevcutsa yolun bu bölümüne ait kamulaştırma evrakının getirtilmesi, ondan sonra yerel , teknik ve jeolog bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak yola tecavüzün bulunup bulunmadığı, B harfi ile gösterilen taşınmazın sınırlarında geçen derelerden elde edilip edilmediği veya etkisi altında bulunan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerekir.
Kadastro Kanununun 14. maddesi yönünden yapılan incelemede noksandır. Davada anılan madde de belirtilen belgelerden hiçbirisine dayanılmadığına göre davacının aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Davacının aynı çalışma alanında belgesizden taşınmaz edinip edinmediği araştırılmamıştır. P Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nün karşılık yazısında davacının başka davasının bulunmadığı bildirilmiş ise de, birlikte temyiz incelemesi için gönderilen P Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/58, 2003/38 ve 2002/57, 2003/37 esas ve karar sayılı dava dosyalarının bulunduğu belirlenmiştir. Anılan hüküm gözönünde tutularak davacının 26.07.1972 tarihinden sonra aynı çalışma alanında belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulması, yukarıda esas numaraları yazılı dosyaların getirtilip miktarlarının nazara alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy