(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 46)
Dava: Adnan ile Hazine ve D Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair K Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 05.11.1998 gün ve 246/272 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1278 parsel kapsamında kalan 7 dönümlük yerin 60 seneyi aşkın bir zamandan beri zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak bu yere ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin Hazineye ait 615 parselin içinde kalan bir yer olduğunu, tapulu taşınmazın zilyetlikle kazanılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapulu bir yerin zilyetlik yolu ile kazanılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1278 parselin esası 203 parseldir. 203 parsele ait kadastro tutanağında 3116 sayılı Kanuna göre devletleştirilmiş Güllük ormanı olduğunun belirlenmesi üzerine 06.06.1953 tarihinde Güllük ormanı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, Süreyya ve arkadaşlarının K Tapulama Mahkemesine açmış oldukları kadastro tespitine itiraz davası sonunda 10.05.1972 gün 1954/2965 esas, 1972/89 karar sayılı hükümle teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide 22 numara ile gösterilen 1768 dönüm, 997 m2'lik alanın kesinleşen orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle 766 sayılı Tapulama Kanununun 46/son maddesi gereğince kayıtlı bulunduğu birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına, geriye kalan 212 dönüm 828 m2'lik bölümünde 22 parça halinde davacı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu hüküm 11.01.1973 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan hüküm uyarınca orman niteliği ile tapuya aktarılan bölüm 203 parsel numarası ile tapuya tescil edilmiş, 13.11.1973 tarihinde yapılan ifraz sonucu 993 ila 615 parsellere , 615 parselde daha sonra yapılan ifraz sonucu 1278 parsel ile başka parsellere esasını oluşturmuştur.
Davacılar 1278 parsel kapsamında kalan 7 dönümlük yer hakkında kadastro tespitinden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Tespitin hükmen kesinleştiği 11.01.1973 tarihinden incelenmekte olan bu davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Bu süre olumsuz dava koşulu olup sürenin gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilmeden davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, tapulu bir taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlikle kazanılmayacağı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Gerçekten de Hazineye ait tapulu bir yerin bu yolda kazanılması mümkün değildir.
Bundan ayrı dava konusu taşınmaz hükmen devlet ormanı niteliği ile tespit edilen bir yerdir. Devlet ormanlarının da zilyetlik yolu ile kazanılması mümkün olamaz. Mahkemenin gerekçesi yerinde ise de, davanın öncelikle hak düşürücü süre gözönünde tutularak çözüme kavuşturulması gerekir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken tapulu bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlikle edinilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabet yok ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 250.000.000.-lira avukatlık ücretinin KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 1.370.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6.510.000.-liranın temyiz edenden alınmasına 23.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy