(766 S. K. m. 2) (6831 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Fahri İslim ile Hazine ve Atakent Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.03.2003 gün ve 1035/171 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı dava konusu yerin imar - ihya ve kazanmayı sağlayan 20 yıldan fazla süre ile eklemeli zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tesbit dışı bırakıldığını, bu tür yerlerin kazanılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 1966 yılında 766 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca tesbit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın içindeki taşların satıcı Fikri Akça ve miras bırakanı tarafından temizlenerek ihya edildiğini, daha sonra davacıya verdiğini, davacı ve satıcısının dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmazın imar ve ihyası yapılmış kuru tarım arazisi niteliğinde bulunan bir yer olduğunu bildirmiştir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda tescil konusu taşınmazın 1977 yılında kesinleşen orman sınır hattının dışında 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamıştır. Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı suretiyle imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz malların aynı kanunun 14. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmiş olması halinde zilyetleri adına tesbit ve tescil edileceği açıklanmıştır. Somut olayda taşınmaz, orman sayılmayan yerlerden olup Belediyenin karşılık yazısındaki bilgilere göre imar planı dışında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen bir yerdir. Taşınmazın imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği belirlenmiş bulunduğuna, ihya olgusunun tamamlandığı ve tesbit dışı bırakıldığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığı kanıtlandığına göre davanın kabulüne karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 06.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy