(2863 S. K. m. 1)
Dava: İstiratiye Kolindo ile Hazine arasındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.06.2003 gün ve 8/86 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 279 ada 31 parselin tapu kaydının tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptal edilerek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığı ve ayrıca kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
891 m2 yüzölçüme sahip 279 ada 31 parsele ait kadastro tutanağında; davacıya ait olduğu bildirilmiş ise de belge verilmediği, ayrıca Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından gönderilen 1/25000 ölçekli sit haritasının uygulanmasında Birinci derece doğal sit alanı kapsamında kaldığının bildirilmesi nedeniyle 17.01.1996 tarihinde zeytinlik niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 12.06.1996 tarihinde tespit maliki Hazine aleyhine açtığı kadastro tespitine itiraz ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda 12.06.1998 gün, 51/356 esas ve karar sayılı hükümle davanın reddine karar verilmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyizi üzerince Yargıtay 16. Hukuk Dairesince onanarak 13.03.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanık davacı ve miras bırakanının tespitten geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu tapu kaydının dava konusu yere ait olduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi üzerinde çeşitli cins ve yaşta zeytin ve ahlat ağacı bulunan dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu parsel hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğünün Hazine aleyhine açtığı kadastro tespitine itiraz davasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu parselin hiç kimsenin zilyetlik ve tasarrufu altında bulunmayan bir yer olduğunu açıklamışlardır. Kesinleşen kadastro mahkemesinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bu dava nedeniyle dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında açık bir farklılık mevcuttur. Mahkemece bu husus giderilmeden kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, dava konusu parsele ait kadastro tutanağında Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından gönderilen 1/25000 ölçekli sit haritasının uygulanması sonunda bu yerin kentsel sit etkilenme alanında kalmaktadır. denilmiştir. Mahkemece bu açıklamalar gözönünde tutularak herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Tutanaktaki bilgiler dikkate alınarak 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarını içermediğinin veya koruma alanı olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy