(3402 S. K. m. 26, 27)
Dava: Turgut ve müşterekleri, müdahil davacılar Salih ve müşterekleri ile Kaya ve Edibe aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ç. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.10.2002 gün ve 86-238 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 133 ada 11 ve 163 ada 26 ve 28 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile ortak miras bırakan Müştak mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kaya, 133 ada 11 ve 163 ada 26 parsellerin miras bırakan Müştak'tan kaldığını, ancak diğer mirasçıların paylarını satın ve devraldığını, davalı Edibe'de 163 ada 28 parselin kayınvalidesi Sevdiye tarafından kendisine bağışlandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazların ortak miras bırakan Müştak'tan kalan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanağına göre 133 ada 11 parsel senetsizden 16.09.1991 tarihinde Durak ve müşterekleri adına edinilmiş, Kıyas ve müştereklerinin Ç Kadastro Mahkemesine açtıkları dava sonunda 27.07.1999 gün, 8/10 esas ve karar sayılı hükümle dava konusu diğer parseller hakkında hüküm kurulduğu halde, 11 parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış ve bu nedenle halen sicil oluşmamıştır.
163 ada 28 parsel zilyetliğe dayanılarak Mazhar ve arkadaşları adına tespit edilmiş ve daha sonra 21.10.1993 tarihinde hükmen davalı Edibe adına tapuya tescil edilmiştir. 163 ada 26 parselde yine senetsizden Kaya adına tespit edilmiştir. Tapu kaydına göre 163 ada 28 parsel satışla DSİ, aynı ada 26 parselde kamulaştırma nedeniyle DSİ adına tapuda kayıtlı bulunan yerlerdir.
Davacılar, tüm parsellerin ortak miras bırakan Müştak'tan kaldığını ileri sürerek miras sebebiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Az öncede açıklandığı üzere; 133 ada 11 parsel hakkında Kadastro Mahkemesine dava açılmış, sonuçta bu parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin hüküm kurulmuş ve halen sicil oluşmamıştır. Bu durumda, 11 parselin kadastrosunun tamamlandığından söz edilemez. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26 ve 27.maddesi hükümleri gözönünde tutularak bu parsel hakkındaki davanın görevsizlik kararı verilmek suretiyle Ç Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmesi gerekirken görev hususu gözden kaçırılarak esasına girilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin 133 ada 11 parsele karşı ileri sürmüş oldukları temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile bu parsele ilişkin hüküm bölümünün BOZULMASINA,
163 ada 26 ve 28 parseller satış ve kamulaştırma nedeniyle davada taraf durumunu almayan DSİ ye geçmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre öncesi itibariyle tapusuz olan taşınmazlardan 26 parselin diğer müştereklerinin paylarını davalı Kaya'ya satıp devrettikleri, 28 parselin de Edibe'ye bağışlandığı dosya içeriğiyle belirlenmiş bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 163 ada 26 ve 28 parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy