(4721 S.K. m.713)
Dava: Sıdıka Tadık ile İsmail Alancı ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tavas Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.12.2002 gün ve 222-320 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili Sıdıka'nın haricen satın alınan dava konusu 4794 parsel numaralı taşınmaz üzerinde 34 yıldan bu yana nizasız fasılasız zilyet bulunduğunu, satıcı Abdurrahman Alancı'nın 17.06.1981 tarihinde vefat ettiğini, o tarihten bu yana 20 yılı aşkın süre geçmesine rağmen davalı olan mirasçılarının taşınmazda hak iddia etmediklerini açıklayarak olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı suretiyle malik olan müvekkili adına tapu kaydının iptal edilerek tescile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tapu kayıt maliki Abdurrahman Alancı'nın mirasçılarından davalılar Mustafa Alancı, İsmail Alancı, Hatice Alancı, Ayşe Alancı ( Kaval ) ve Dursun Alancı duruşmada taşınmazın Sıdıka'ya satıldığını, o tarihten beri davacı tarafından kullanıldığını ifade etmişler, bunlardan Mustafa, Hatice ve Gülsüm satış parasının 1/3'nün ödenmediğini beyan etmişler, diğer davalı İsmail Alancı ise davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, tapulu taşınmazların haricen satışının mümkün olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili MK.nun 713/2. maddesi hükmü dikkate alınmadan verilen kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı dava dilekçesinde tapulu taşınmazı haricen satın aldığını, kayıt malikinin vefatından itibaren de 20 yılı aşkın bir süre zilyetliği altında bulundurduğunu ve mirasçılar tarafından da hak iddia edilip intikal yaptırılmadığını ileri sürmüştür. Davacının bu açıklamaları TMK. 713/2. maddesine uyan izahlardır. Dava konusu taşınmaz halen muris Abdurrahman Alancı adına kayıtlı bulunduğuna ve 17.06.1981 tarihinde vefat etmiş olmasına rağmen o tarihten itibaren mirasçıları adına intikal yapılmadığına, davacının da 1981 yılından önce başlayan zilyetliğini ölüm tarihinden sonra nizasız ( davasız ) ve aralıksız 20 yıl süre ile ve malik sıfatı ile sürdürdüğünün anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken harici satışa değer verilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup;
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.900.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy