(6831 S. K. m. 1, 2, 17)
Dava: Emine ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve D Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair M 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 09.05.2003 gün ve 1187-475 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile Orman Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni ile ataları tarafından 100 yıldan bu yana tarım arazisi olarak tasarruf edilen dava konusu yerin kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını açıklayarak kazanma sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri, tescil konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden bulunduğu kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmaz 1977 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında kayalık ve çalılık niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve miras bırakanlarının dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufda bulunduğunu, ormancı bilirkişi dava konusu yerin 21.02.1993 tarihinde kesinleşen orman sınırlama hattının dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmesi üzerine; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiş, tescil konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmiş ise de, teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen haritalara göre tescil konusu taşınmaz dört tarafı Devlet ormanı ile çevrili orman içi boşluk niteliğinde bulunan bir yerdir. Bu durumda uyuşmazlığın 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi uyarınca çözüme kavuşturulması icap etmektedir. Gerçekten de kesinleşmiş sınırlama haritasının dışında kalan bir yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılamaz ise de, böyle bir yerin aynı Kanunun 17.maddesine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Orman Kanununun 17.maddesi hükmüne göre, Devlet ormanları içersinde bu ormanların korunması imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerlerin yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaklanmış, aynı maddenin 2.fıkrasında da bu tür yerlerin tapuya tescil edilmeyeceği belirtilmiştir. Açıklandığı üzere dört tarafı Devlet ormanı ile çevrili bulunan böyle bir yerde kullanma ve zilyetliğin sürdürülmesi orman aleyhine genişletme yaratacağından ve ormanın bütünlüğünü bozacağından böyle bir tasarrufa izin verilmemiştir. Başka bir anlatımla, böyle bir yerdeki zilyetlik yasaklanmış olduğu için kazanma bakımından hukuken hiçbir değer taşımaz. Az yukarda da açıklandığı üzere tescil konusu taşınmaz dört tarafı kesinleşmiş sınırlama haritası ve tutanaklarına göre Devlet ormanı ile çevrili bir yerdir. 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi uyarınca orman sayılmaz ise de, böyle bir yer üzerindeki zilyetlik kazanma bakımından bir değer taşımaz. Mahkemece anılan hüküm gözönünde tutulmaksızın davanın reddi yerine, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 29.000.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman Genel Müdürlüğü'ne iadesine 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy