(3402 S. K. m. 13, 14) (6831 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 639)
Aziz ve müşterekleri ile Hazine ve ... Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Antalya 4.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.05.2002 gün ve 624/509 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi davacılar Aziz ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz bölümlerinin vekil edenleri tarafından para ve emek sarf edilmek suretiyle imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini açıklayarak tapuya tesciline kara verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, 27.03.2001 günlü krokide C harfi ile gösterilen 5548 m2 lik taşınmaz bölümünün davacılar adına tapuya tesciline, A ve B harfi ile gösterilen taşınmazlar bölümleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı hazine vekili redde ilişkin bölümü davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümleri kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerdir. Taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığı ve o tarihteki niteliği Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmamıştır. Komşu parsellere ait kadastro tutanağındaki bilgilere göre bu yerde 1956 yılında kadastro çalışmalarının geçtiği görülmüş ise de, bu hususun Kadastro Müdürlüğü'nden, tapuda kayıtlı da olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulması gerekmektedir.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide C harfi ile gösterilen yer üzerinde kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava tarihinden geriye doğru davacıların ve miras bırakanının 20 yıldan fazla süre ile kültür arazisi olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişide taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden yapılan inceleme duraksama yaratmıştır. Şöyle ki; 01.03.2001 tarihinde yapılan keşifte dinlenen ormancı bilirkişi Baykal tarafından düzenlenen 28.03.2001 günlü raporda C harfi ile gösterilen 5548 m2 lik taşınmaz bölümünün 1942 yılında yapıp kesinleşen Orman sınırlama hattı dışında kalan A ve B harfi ile gösterilen bölümlerinde orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamış, davacılar vekilinin itirazı üzerine 24.10.2001 tarihinde yapılan ikinci keşifte dinlenen uzman bilirkişi aynı yerde bulunan taşınmazlar hakkındaki emsal dava dosyasındaki bilgilerden yararlanarak, taşınmazların 1951 yılında makiye tefrik edilen alanda kaldığını açıklamıştır. Uzman bilirkişinin ikinci defa vermiş olduğu 27.10.2001 günlü rapor gerekçesiz olup dayanakları da dosya arasında bulunmamaktadır. Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenilmesine Dair 5653 sayılı Kanun ve makilik ve orman sınırlarının tespitine ait yönetmelik uyarınca koruma makiliği ve mahsul veren makiler dışında kalan makiliklerin Tefrik Komisyonunca belirlenmesi yapılmıştır. Maki Tefrik Komisyonunca düzenlenen harita ve belgeler getirtilip dosya arasına konulmamıştır. Mahkemece Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce verilen yazıdaki bilgilere göre inceleme yapılmıştır. Makiye tefrik işleminde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkili merci değildir. Ancak Maki Tefrik Komisyonunca aynı an ve dağıtımı yapılacak olan araziler bakımından Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü yetkili olur. Bu nedenle Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden gelen belgelerle yetinilmemesi gerekir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerinin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 639/1. maddesi uyarınca tescili istenildiğine, taşınmazın sınırlarında Ormanlık alanlar bulunduğuna göre aynı Kanunun 3. fıkrası hükmü göz önünde tutularak davanın ilgisi yönünden Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, orman sınırlandırma, nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarma ve maki tefrikine ilişkin harita ve belgelerin eksiksiz olarak Orman İdaresinden istenilmesi, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılmak suretiyle taşınmazın kesinleşmiş sınırlama hattının içinde kalıp kalmadığı, makiye tefrik edilen yerlerden bulunup bulunmadığının, makiye tefrik edilmeyen yerlerden ise nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu konuda uzman ormancı bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, bu uygulamanın Yargıtay denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy