(1086 S. K. m.366) (3402 S. K. m.14, 17)
Dava: Abdullah Er ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Milas Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 7.4.2003 gün ve 915-219 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında 133 ada 13 ve 31 parsel numaralı taşınmazların çamlık ve çalılık nitelikli olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini, oysa bu taşınmazlar üzerinde müvekkilinin 20 yılı aşan eklemeli zilyetliği bulunduğunu, 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerindeki şartların müvekkili lehine gerçekleştiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, imar ve ihya edilmediklerini bildirmiş davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, Hazine vekili temyiz etmiştir.
Kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlardan 133 ada 13 parsel tarla niteliği ile 133 ada 23 parsel ise zeytinlik vasfıyla davacı adına tespit edilmiş, daha sonra kadastro kontrol memurlarından Mehmet Baran'ın kadastro komisyonuna dava konusu taşınmazların kültür arazisi olmadığını bildirmesi üzerine, yapılan inceleme sonucunda 13 numaralı parsel çamlık ve çalılık, 23 numaralı parselde kısmen davacı adına bu parselden ayrılan 31 numaralı dava konusu parsel de çamlık ve çalılık niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Tutanaklara itiraz edilmediğinden bu haliyle kesinleşmiştir.
Davacı vekili, taşınmazların tarım arazisi olduğunu, müvekkilinin zilyedliğinde bulunduğunu, 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerindeki şartların oluştuğunu ileri sürmüştür. Dava konusu her iki taşınmazın çevresinde orman bulunmaktadır. Mahkemece yapılan orman araştırması yeterli değildir. Bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılırken öncelikle o yerde orman tahdidi yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden sorulması gerekir. Nizalı taşınmazların bulunduğu bölgeye ait orman tahdit haritası çalışma ve askı tutanakları getirtilip bunlar Orman Mühendisi ve mahalli bilirkişi aracılığıyla yerinde uygulanmalıdır. Bu yapılmadan serbest Orman Mühendisi Mustafa Gür'ün şahsi bilgisine dayanarak taşınmazların orman tahdit sınırları dışında bulunduğu sonucuna varılması Yargıtay'ın yerleşmiş ve kararlılık kazanmış içtihatlarına aykırıdır. Açıklanan hususların yerine getirilmesi keşfin ve Yargıtay denetiminin sağlıklı yapılabilmesi için zorunludur.
Davacıya ve aynı kökten gelen müşterek mirasçılarına dava konusu taşınmazlar yönünden vergi kayıt miktarı kadar yer verilmiş olmasına, dava konusu taşınmazların vergi kayıt miktarı dışında bulunmasına, ayrıca vergi kayıtlarının gayri sabit sınırlı olması karşısında; 3402 sayılı kanunun 14. maddesine göre bir kişinin aynı çalışma alanı içinde zilyetlik yoluyla iktisap edeceği taşınmaz sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Davacının zilyetlik yolu ile iktisap ettiği taşınmazların bulunup bulunmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'ne yazılacak müzekkereler ile sorulması gerekir. Bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm verilmiştir.
Ayrıca, dava konusu taşınmazlara komşu 24 parsele ait tutanak ve ekleri ile 13 nolu parsele komşu 14, 18 ve 19 numaralı parsellerin tutanakları ve dayanağı belgelerin getirtilip mahallinde uygulanması gerekirken bu hususun yerine getirilmemesi ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Taşınmazların nitelikleri konusunda da tereddüt bulunmaktadır. Taşınmaz üzerindeki doğal durumun belirlenmesi, yapılan keşfi tamamlaması açısından fotoğraflara da ihtiyaç bulunmaktadır. Usul Kanununun Deliller ve İkamesine İlişkin Faslının, 6. kısmında keşif delili ile ilgili hükümler getirilmiş olup, bu kısımda yer alan HUMK.nun 366. maddesin de iki taraftan birinin talebi üzerine veya re'sen plan, resim ve fotoğrafların dosyaya raptolunacağını emretmiştir. Bu madde keşifle ilgili tamamlayıcı bir hükmü ifade etmektedir. Mahkemece de buna riayet olunması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy