(4721 S.K. m.713,501) (3402 S.K. m.18)
Dava: Mehmet Rende ile davalı-davacı Hazine ve Vanlı İbrahim, dahili davalı İskenderun Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İskenderun 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.03.2003 gün ve 79/101 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili ile davalı Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mehmet Rende vekili, Boğos oğlu Vanlı İbrahim adına yazılı bulunan 872 parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapu malikinin ve mirasçılarının tapuda kim olduklarının anlaşılamaması ve davacı yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek davacı Mehmet Rende davasının kabulüne, Hazine davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ve davalı Hazine vekili ile davalı Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi yeterli olup ayrıca Belediyenin davalı olarak gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Belediye hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. Davalı Belediye vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüştür.
Tapu kayıtlarına göre dava konusu parsel Boğos oğlu Vanlı İbrahim adına tapuda kayıtlıdır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.
Somut olayda; Davacı Mehmet Rende vekili, vekil edeninin dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında zilyet olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. TMK.nun 713/2. maddesinde açıklanan hangi hukuki sebebe dayanıldığı dava dilekçesinde gösterilmediği gibi yargılama sürecinde de bu konuda bir açıklamada bulunulmamıştır.
Davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı vekilleri, tapu maliki Boğos oğlu Vanlı İbrahim'in kaçak ve yitik kişi olduğunu, taşınmazın özel kanunlar gereği Hazine'ye intikal eden yerlerden olması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, Hazine vekili tapu malikinin gaip kişi olması ve Hazine'nin son mirasçı olması sebebi ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
Öncelikle mahkemece davacı Mehmet Rende vekiline TMK.nun 713/2 maddesinde yazılı hangi sebebe dayandığının açıklattırılması, ölüm sebebine dayanılması halinde davanın kayıt malikinin usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi, hiç mirasçı bırakmadan ölmüşler ise TMK.nun 501. maddesi hükmü gözönünde tutularak davanın Hazine'ye yöneltilmesi gerekeceğinden, davacı vekiline Vanlı İbrahim'e ait mirasçılık belgesini getirmesi için süre ve imkan tanınması, mirasçılık belgesine göre taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekmektedir.
Davada "maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılmayan" hukuki sebebine dayanılması halinde, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı ve dayanak belgeler getirtilip dosya arasına konulmalı, tapu kaydının ilk tesis ve el değiştirme durumu, tapu kaydındaki tapu malikine ilişkin bilgiler, nüfus kayıtlarındaki bilgilerle birlikte değerlendirilip kayıt malikinin bilinmeyen bir kişi olup olmadığı tartışılmalı, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik araştırma ile kayıt malikinin bilinmeyen bir kimse olduğu yolundaki mahkemenin kabulü doğru değildir.
Bunlardan ayrı, tapu maliki Boğos oğlu Vanlı İbrahim'in kaçak ve yitik kişilerden olup olmadığı hususundaki Hazine ve Belediye Başkanlığı vekillerinin savunmaları da yeterince araştırılmamıştır.
Kadastro Kanunu'nun 18/2. maddesi hükmüne göre kanunlar uyarınca Devlet'e kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamaz. Kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerde kanunlar uyarınca Devlet'e kalan yerlerden bulunması nedeniyle imar-ihya ve olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılamazlar.
Tapu maliki Boğos oğlu Vanlı İbrahim'in kaçak ve yitik Ermeni kişilerden olup olmadığı hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, dosya arasında bulunan bu kişiye ait aile nüfus tablosunun gözönünde tutulması, gerekiyorsa nüfus kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu kişinin kaçak ve yitik kişilerden olup olmadığının tespitine çalışılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı ve davacı Hazine vekili ile davalı Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 13.500.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz eden Belediye Başkanlığına iadesine 19.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy