(743 S. K. m. 639/1) (4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Mustafa ile Hazine, S. Köyü Tüzel Kişiliği, Hüseyin ve müşterekleri, dahili davalılar Tenzile ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair M Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.11.2002 gün ve 280/720 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 5 dönüm miktarındaki taşınmazın kazanmayı sağlayan 20 yıldan fazla eklemeli zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescili istenilen yerin mer'a olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı olarak gösterilen komşu taşınmaz sahipleri gerçek kişiler davaya karşı koymamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapusuz taşınmazın TMK.nun eski 639/l yeni 7l3/l. maddesine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda taşınmazın kazanılmaya elverişli yerlerden bulunduğunun ve kazanma koşullarının oluştuğunun Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Davalı Hazine vekili de taşınmazın mer'a olduğunu savunmuştur. Mahkemece Hazinenin savunması üzerinde durulmadan yerel bilirkişi ve tanık sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre mer'aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenilmesi, taşınmazın kadim veya tahsisli mer'a olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı davacı dava dilekçesinde taşınmazın üzerindeki yabani ağaçların davalı Hüseyin tarafından aşılandığını ileri sürmüş olup, bu bilgilere göre taşınmazın ekonomik amaca uygun olarak tasarruf edilip edilmediği anlaşılmadığı gibi, orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda da tereddüt hasıl olmuştur.
Tüm bu yönler gözönünde tutularak taraflara komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişi ve tanık göstermek üzere süre ve imkan tanınması, taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlama çalışmaları yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden, tahsisli mer'a bulunup bulunmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden sorulması, bunlara ait harita ve belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik, ormancı ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracığıyla keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin, mer'a olup olmadığının, mer'a değil ise zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliğinin kendilerinden sorulması, ormancı bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılması, ziraatçı uzman bilirkişiden taşınmazın niteliği hakkında rapor alınması, üzerindeki yabanilerin aşılandığı ileri sürüldüğüne göre taşınmaz üzerindeki ağaçların durumu ve aşılanıp aşılanmadığının tespiti, aşılanma durumu sözkonusu ise bu işlemin hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi, ayrıca nitelik belirlemesine esas olmak üzere HUMK.nun 366. maddesi hükmü uyarınca dava konusu yer ve çevresini içine alacak şekilde usulünce resimlerinin çekilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy