(4721 S. K. m. 737, 738) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Davacı - davalı M. Varol ile davalı-davacı A. Yüksel, davalı SS Kooperatif 18. Konut Yapı Kooperatifi aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının görevsizliğine dair Ankara 22. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.05.2003 gün ve 195/334 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı A. Yüksel vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-davalı M. Varol vekili, Ankara, Çayyolu Mahallesi, Angora Evlerinde bulunan SS Kooperatif 18 Konut Yapı Kooperatifi'ne vekil edeni ile davalının üye olduklarını, çekilen kura sonucu 18979/3 nolu konutun vekil edenine, 18979/5 nolu konutun davalıya isabet ettiğini, davalının iki bağımsız bölüm arasındaki müşterek kullanım alanı üzerine peyzaj projesine aykırı olarak duvar ördüğünü açıklayarak duvarın yıkılmasına, elatmanın önlenilmesine karar verilmesini, Davalı-davacı A. Yüksel vekili, cevap süresi içinde (HUMK. nun 203.mad.) açmış olduğu karşı dava ile karşı davalı M.'in komşuluk hukukunu çiğneyerek plan ve projeye aykırı olarak vekil edeninin görüş açısını engelleyecek şekilde konutunun terasına ilave duvar yaptığını ve pencere açtığını, pencerenin ve ilave yapının kaldırılmasına, eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, vekil edeni kooperatif tarafından inşa edilen bağımsız bölümlerin taraflara teslim edildiğini, teslim aşamasından sonra tüm sorumluluğun konut sahiplerine ait olacağını bildirmiş, kooperatif hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlık 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklandığından karşılıklı olarak açılan her iki davaya ilişkin dava dilekçelerinin görev yönünden reddine, dava dosyalarının görevli Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı-karşı davacı vekili Av H. Can tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların zilyet bulundukları villaların SS Kooperatif 18 Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığı, çekilen kura sonucu taraf ortakların yerleşmek suretiyle zilyet bulundukları bağımsız bölümleri arasına ve üzerine duvar örmek ve pencere açmak suretiyle ilave tesis yaptıkları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraf vekilleri, karşılıklı olarak açmış oldukları davalarla yapılmış bulunan duvarların kaldırılması ve pencerelerin kapatılmasını istemişlerdir. HUMK. nun 76. maddesi hükmüne göre, davanın esası olan olayları ileri sürmek taraflara, bunların nitelendirilmesi, uygulanacak kanun hükümlerini belirlemek hakime aittir. Somut olayda kura çekilmiş ise de, henüz ferdi mülkiyete geçilmemiştir. Bağımsız bölümler halen davalı kooperatifin mülkiyetinde bulunan yerlerdir. Bu nedenle mahkemece benimsenen gerekçeye katılmak mümkün olmamıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddiaların ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlığın TMK. nun 737 ve devamı maddelerinde düzenlenen komşuluk hukukundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. TMK. nun 737. maddesinde; Herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. denilmiş, Kazı ve Yapılar başlığını taşıyan 738. maddesinde de; Malik kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorunda olduğu vurgulanmıştır. Bu hükümlerin ortak düzenlenmesinden, malikin mülkiyet hakkını kullanırken komşuluk hak ve hukukunu düzenleyen kanun hükümlerine uymak zorunda olduğu belirtilmiştir. Başka bir anlatımla; malik, mülkiyet hakkını hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde kullanabilir. Dosya içeriğine göre, kooperatifçe ferdi mülkiyete geçilmemiş olmasına karşın numaraları açıklanan villaların tarafların kullanım ve yararlanmasına terkedilmiş olup, zilyetlik hakkına sahip olan kimsenin de komşuluk hukukunu düzenleyen kurallardan yararlanacağı hususunda duraksamamak gerekir. Bu yerlerden eylemli olarak yararlanmalar ve teslim olgusu karşısında taraflar TMK. nun 737. maddesi hükmü uyarınca komşu sayılırlar.
Somut olayda, taraflar karşılıklı olarak ortağı bulunduğu kooperatifçe yapılan ve teslim edilen villalara projeye dayanmaksızın pencere açmak ve duvar örmek suretiyle ek tesis yapmış oldukları iddia edilmiştir. Duvar örmek ve yükseltmek, pencere açmak, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre bina kavramı içerisine girer. Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın anılan hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Dava dilekçelerinde gösterilen değerlere göre davaya bakmak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir. Mahkemece, uyuşmazlık yanlış nitelendirilerek kat mülkiyetinden kaynaklandığı gerekçesiyle dava dilekçelerinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 7.900.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy