(2565 S. K. m. 1)
Hacı Bayram Boztepe ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Malatya 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.05.2003 tarih ve 119/382 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, imar-ihya ve 50 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle vekil edeninin zilyetliği altında bulunan taşınmaz bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespit edildiği tarihten, tespitin hükmen kesinleştiği tarihe kadar davalı olduğunu, davacının Hazineye işgal tazminatı ödediğini, bu sebeple bu yeri edinemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 1007 parselin esası, 495 parseldir. 495 parsele ilişkin tapulama tutanağında, Mayıs 1312 gün 19 numaralı tapu kaydı ile gittilerine dayanılarak 18.10.1962 gününde kadastro tutanağının mahsus sütununda isimleri yazılı kimseler adına tespit edilmiş, Hazinenin Malatya Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda 04.05.1993 gün, 1962/126 esas ve 1993/27 karar s. hükümle tapu kayıtlarında yazılı miktar olan ve F harfi ile gösterilen 100 dönümün belgeli, G harfi ile gösterilen 100 dönümün de zilyetlik sebebiyle tespit maliki olan davalılar adına, kayıt miktar fazlası olan A, B, C, D, E ve N harfleri ile gösterilen bölümlerinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve hüküm 17.06.1994 gününde kesinleşmiştir. Kesinleşen hükümde E harfi ile gösterilen bölüm 1007 parsel numarasıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Görülmekte olan davada davacı, ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar, bu yerlerin öncesi itibariyle boş olduğunu, dava konusu taşınmaz bölümünün davacı ve miras bırakanları tarafından hükmen tapuya bağlandığı tarihe kadar kullandığını, 1996 yılından sonra da Hazineye işgal tazminatı ödediğini bildirmişlerdir.
Kural olarak, kadastro yoluyla yapılan tespit, işleyen kazanmayı sağlayan zilyetliği keser. Somut olayda, dava konusu taşınmaz bölümü Zera Turunoğlu ve müşterekleri adına tespit edilmiş, Hazinenin itirazı üzerine tespit uzun süre askıda kalmıştır. Davacı tespitten önce ve tespitten sonraki dönemde taşınmaza zilyet olduğunu bildirmiştir. Kadastro tespiti ile önceki döneme ilişkin zilyetliği kesilmiş olup, tespitten sonraki zilyetliğin kazanma sağlayıp sağlamayacağının değerlendirilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın tespit edildiği 1962 gününden hükmen kesinleştiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süre geçmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, ayrıntıya girmeden davacı ve miras bırakanın zilyetliğinden haber vermişlerdir. Yukarda gün ve sayısı yazılı kesinleşen hükümle dava konusu taşınmazın kayıt miktar fazlası olduğu açıklanarak Hazine adına tesciline karar verildiğine göre taşınmazın bu bölümünün tapusuz olarak kabulü gerekir. Böyle bir yerin koşulları oluştuğu takdirde kazanılması mümkündür. Az öncede açıklandığı üzere; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları işleyen zilyetlik yönünden soyut olup, ayrıca Hazine ile tespit malikleri arasında geçen dava sebebiyle davacının nasıl zilyet olduğu, zilyetliğinin kazanma sağlayıp sağlanmayacağı hususu üzerinde durulmamıştır. Öncelikle bu hususun araştırılması gerekir. Taşınmaz üzerinde davacıların kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde tapu kaydının beyanlar hanesindeki Milli Savunma Bakanlığınca istimlak edilecektir, askeri yasak bölgesi ve güvenlik sahası içerisindedir. açıklamasının gözönünde tutulması gerekir. Geri çevirme yazısı üzerine dava konusu yerin askeri güvenlik bölgesi kapsamından çıkarıldığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmaz askeri güvenlik bölgesi kapsamından çıkarılmış olsa bile çıkarma gününden önce kazanılıp kazanılmadığının araştırılması gerekmektedir. 2565 s. Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yasasının 1. derece askeri yasak bölgeleri başlığını taşıyan 5. ve devamı maddelerinde 1. derece askeri yasak bölgeler belirlenmiş, bu bölgelere giriş ve çıkışlar yasaklanmıştır. Taşınmaz 1.derece kara askeri yasak bölge kapsamında kalan bir yer ise yasak kapsamına alındığı tarihten yasağın kaldırıldığı tarihe kadarki dönemde bu tür yerlere giriş yasak olduğundan davacının zilyetliğinden söz edilemeyeceği için herhangi bir kazanma sağlamaz. Ancak, taşınmazın 1.derece askeri yasak bölge kapsamından çıkarıldığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması veya 2.derece askeri yasak bölge kapsamında kalan yerlerden olması halinde kazanılması mümkün olabilir. Mahkemece yazılı gerekçe karşısında bu hususlar araştırılmadan ve incelenmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında araştırma ve inceleme yapılması, taraf delilleri eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 22.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy