(4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Nihat ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kuşadası Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.05.2003 gün ve 72/525 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni tarafından imar ve ihya edilerek 1966 yılından dava tarihine kadar tasarruf edilen dava konusu taşınmazın tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, taşınmazın vekil edenine ait olduğunu bildirmiş olmasına karşın tanıklar davacıya babasından kaldığını bildirmiş, taksim hakkında bir açıklamada bulunmamış olduklarına göre, davacı vekilinden miras bırakanına ait mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup da davacıdan başka mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde onların da açılmış bulunan davaya olurlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması ya da TMK.nun 640.maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması;
İşin esasına gelince: Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK.nun 713/1.maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Taşınmazın sınırında fundalık ve benzeri boş alanlar bulunduğuna göre, aynı maddenin 3. fıkrası hükmü gözönünde tutularak davanın ilgisi yönünden köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi,Gerekmektedir.
Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmamakla birlikte paftadaki açıklamalara göre taşınmazın 1957 yılında fundalık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dilekçesinde imar ve ihya olgusuna dayanmış ise de, tanıklar imar ihyadan söz etmeksizin davacının zilyetliğini nakletmişlerdir. Tanıkların beyanları kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından da yeterli değildir. Bu eksiklikler gözönünde tutularak taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve niteliğinin Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, bu bölgeye ait birleşik pafta ile sınırında yer alan parsellerin kadastro tutanakları ve dayanak belgeleri ile 10 parselin hükmen orman niteliğiyle belirlenmesine ilişkin dava dosyasının bulunduğu yerden getirtilerek yerel, teknik ve ziraatçı bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, imar ihya edilip edilmediği, edilmişse ihya olgusunun nasıl yapıldığı ve hangi tarihte tamamlandığı, o tarihten dava tarihine kadar kazanma süresinin geçip geçmediğinin kendilerinden sorulması, komşu parsellere ait belgelere göre taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, gerekirse ziraatçı uzman bilirkişiden yeniden görüş alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy