(1086 S. K. m. 409/5)
Ahmet ile Hazine ve C. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının açılmamış sayılmasına dair Lüleburgaz Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2003 gün ve 1-243 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Davacı vekili, vekil edenine ait 3490 sayılı parselin önünde bulunan bahçenin yola kadar olan kısmının anılan parsele ilavesi suretiyle vekil edeni adına tesciline, 3841 sayılı parselin de Hazine adına bulunan tapu kaydının iptali ile ayrı şekilde vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, HUMK.'nun 409. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan temyiz incelemesinde, davada ilk defa; 29.5.2001 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve davacı vekili tarafından 28.6.2001 tarihinde dava yenilenmiştir. Davacı vekili 24.9.2002 günlü yargılama oturumuna özür bildirmiş ve mahkemece "davacı vekilinin özrünün kabulüne, duruşma gününün başvurduğunda kalemden öğrenilmesine" şeklinde ara kararı aldığı anlaşılmıştır. Yargılamanın ertelendiği 26.11.2002 günlü oturuma davacı vekili gelmediğinden dosyanın tekrar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili tarafından 26.12.2002 tarihinde davanın yenilenmesi için verdiği dilekçe üzerine, yeni yargılama oturumunun 6.2.2003 günü olarak belirlendiği, bu celseye de davacı vekilinin bildirdiği özür yerinde görülüp kabul edilerek "duruşma gününün kalemden öğrenilmesine" ve duruşmanın 25.3.2003 gününe ertelenmesine karar verildiği saptanmıştır. Tayin edilen yargılama oturumuna davacı vekili gelmediğinden HUMK.'nun 409/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Görüldüğü gibi davacı vekilinin özür bildirdiği 24.9.2002 ve 6.2.2003 tarihli oturumlarda mahkemece özür yerinde bulunarak kabul edildiğine göre, özür dilekçesi ile birlikte duruşma gününün bildirilmesi için gerekli posta gideri pul da alınarak yargılamanın ertelendiği sonraki oturum günü de davacı vekiline bildirilmesi gerekirdi.
Mahkemenin "duruşma gününün başvurduğunda kalemden öğrenilmesine" ya da "duruşma gününün kalemden öğrenilmesine" şeklindeki ara kararlarının yasal dayanağı bulunmadığı gibi, HUMK.' nun yargılama için koyduğu ilkelere ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine de aykırılık teşkil eder. Aynı zamanda bu hak arama özgürlüğünü sınırlayıcı nitelikte bulunmaktadır.
O halde mahkemece özür kabul edildiği halde, davacı vekiline duruşma günü bildirilmeksizin, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve bunun sonucu olarak HUMK.'nun 409/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7.900.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 1.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy