(1086 S. K. m. 237)
Dava: Havva ile Ömer ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair G Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 19.07.2002 gün ve 107/252 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Havva vekili, dava konusu 292 ada 28, 32 ve 33 parsellerin öncesinin bütün olarak Ramazan 'a ait iken Ali ile davalı Hüseyin'e sattığını, Ali nin kendi payından 750 m2'sini 21.07.1978 tarihli senet ile vekil edenine satıp devrettiğini, ancak kadastro sırasında vekil edenine pay verilmediğini belirterek, bu bölüme ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hüseyin, davacının dayanak satış senedinin yasal unsurları taşımadığını, davacı vekili Ali'nin 2001/87 esas nolu dosyada kendisinin vekili olduğunu, şimdi kendisi aleyhine dava açan davacının vekili olduğunu, bunun Avukatlık Yasasına uygun olmadığını belirterek reddini savunmuş, dava dilekçesi diğer davalılara tebliğ edilmemiş, yargılamaya katılmamışlardır.
Mahkemece, davalılar Hüseyin, Yusuf ve Elif hakkındaki 292 ada 32 ve 33 parsellere yönelik davanın, Kadastro Mahkemesinin 1995/35 E. - 1996/29 K. nolu dosyasının kesin hüküm olacağı gerekçesi ile; davalı Ömer hakkındaki aynı ada 28 parsele yönelik davanın ise Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/87 E. - 2002/249 K. nolu dosyası karşısında kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki 05.04.2002 gün ve 997 yevmiye nolu azilname ile Avukat Ali, Hüseyin tarafından azledilmiştir. Avukat Ali'nin temyize konu davanın açıldığı 17.06.2002 tarihinde adı geçen davalının vekilliği sıfatı sona ermiştir. Bu nedenle davalı Hüseyin'in savunması yerinde görülmemiştir. Davacı Havva 'nın G Kadastro Mahkemesi'nde davalılardan Hüseyin ve Yusuf aleyhine açtığı 1995/35 E. 1996/29 K. nolu davanın sebep, taraf ve konusu eldeki dava dosyası ile aynı olması,anılan dava hakkındaki kararın kesinleştiği 03.04.1998 tarihinden sonra diğer davalı Elif 'e tapuda satış yapılması nedeni ile HUMK.nun 237. maddesi uyarınca kesin hüküm teşkil edeceğinden adı geçen davalılar hakkındaki ret kararı usul ve yasaya uygun görülmüştür. Diğer yandan her ne kadar dava dilekçesi davalılar Yusuf ve Elif 'e tebliğ edilmemiş ise de haklarında ret kararı verilmiş olması nedeni ile sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeni ile davacı vekilinin 292 ada 32 ve 33 parsellere karşı ileri sürdüğü temyiz itirazlarının reddiyle bu parsellere ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin, davalı Ömer hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; 292 ada 28 parsel, kadastro çalışmasında kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeni ile davalı Ömer adına tespit edilmiş, itiraz edilmeksizin 29.08.1995 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Davacı, kadastro tespiti öncesi 21.07.1978 tarihli satış senedine ve eklemeli zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/87 E. 2002/249 K. nolu dosyası karşısında davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davalı Ömer hakkındaki davayı reddetmiştir. Anılan dosyada, Hüseyin, Ömer aleyhine açtığı davada 292 ada 28 parselin bir bölümünün kendi adına kayıtlı 10.08.1988 gün ve 11 sıra nolu tapu kapsamında kaldığını ileri sürerek kısmen iptali ile adına tescilini istemiştir.
Yargılama sonunda 28 parselin bir bölümünün iptali ile aynı ada 32 parsele ilavesi sureti ile Hüseyin adına tesciline karar verilmiş ve temyiz edilmeden 31.03.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Açıklanan bu dosyada davalı Ömer davanın tarafı olmadığı gibi yerel bilirkişi ve tanık olarak da ifade vermemiştir. Başka anlatımla temyize konu dosyanın esasını etkileyecek delil bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçeler nedeni ile yerel mahkemenin davalı Ömer hakkındaki ret gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece, öncelikle dava dilekçesinin davalı Ömer'e tebliğ edilmesi, delillerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, bildirilmesi durumunda taraf delillerinin toplanılıp tartışılması, oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekir iken usul ve yasaya uygun görülmeyen değişik gerekçe ile isteğin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün Ömer'e ait 292 ada 28 parsele ilişkin bölümünün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4.960.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.920.000.-liranın temyiz edenden alınmasına 02.12.2003 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy