(2942 S. K. m. 4)
Dava: İsmail Sefer Karaismail ile Hazine, Ballıca Belediye Başkanlığı ve TEDAŞ Genel Müdürlüğü aralarındaki zilyetliğin tespiti davasının kabulüne dair Of Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 04.06.2003 gün ve 66-167 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 40 seneden beri vekil edeni tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edilen taşınmaz üzerinden TEDAŞ Müessese Müdürlüğü tarafından enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle taşınmaza elattığını, irtifak hakkı kurulması nedeniyle açılan tazminat davasında gözönünde tutulmak üzere vekil edeninin zilyetliğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı TEDAŞ vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmaz üzerinden TEDAŞ tarafından geçirilen enerji nakil hattı nedeniyle zilyetliğin tespiti isteğine ilişkindir. TEDAŞ'ın taşınmaz üzerinden nakil hattı geçirmesi irtifak hakkının kullanılması niteliğindedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 4. maddesinde Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine amaç için yeterli olduğu taktirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yolu ile irtifak hakkı kurulabilir. denilmiştir. Anılan maddede kamulaştırma amacının gerçekleştirilmesi için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, kamulaştırma yoluyla irtifak hakkının kurulması öngörülmüştür. İrtifak hakkının kurulması halinde taşınmazın mülkiyeti sahibine kalmakta, irtifak hakkı ile sınırlı olarak mülkiyet hakkı, kullanma ve yararlanma devam etmektedir. Taşınmazın mülkiyeti irtifak hakkının kurulması sebebiyle kalkmadığı, mülkiyet hakkı devam ettiği için davacının/mal sahibinin tescil hakkı bulunmaktadır. Kural olarak; eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası dinlenilemez. Davacının eda davası niteliğinde bulunan tescil davası açma hakkı bulunduğu halde, tespit davası açmış olması anılan kurala uygun düşmemektedir. Mahkemece, bu yön gözönünde tutulmaksızın davacının isteğinin kabulü ile yazılı şekilde zilyet olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 07.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy