(743 S. K. m. 639, 641) (766 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 409)
Hasan Basri Demir ile Hazine, Kuluşağı Köyü Muhtarlığı, dahili davalılar İlhan Demir ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Battalgazi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.06.2003 tarih ve 58/64 s. hükmün Duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.01.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat Ömer Taylan ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat İ.Perran Kural geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, hükmen tespit dışı bırakılan 406, 411, 445 ve 446 parsellerin miras, taksim ve intikale dayalı eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu parsellerin hükmen tespit dışı bırakıldığını, mer'adan elde edilen yerler olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescili istenilen taşınmaz bölümleri 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 406, 411, 445 ve 446 parsel numaralarıyla geometrik durumları belirlenmiş, bu yerler hakkında açılmış bulunan derdest elatmanın önlenilmesi dava dosyasının bulunması sebebiyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle kadastro tutanakları görevli Malatya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Davacı Cumali Şahin ile davalılar Asiye Demir ve arkadaşları arasında Malatya Kadastro Mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması sırasında dava konusu yerlerin Karakaya Barajı göl suları altında kaldığının taraf vekillerince bildirilmesi üzerine; 11.12.1986 tarih ve 1978/326 esas, 1986/729 karar s. hükümle tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin 08.01.1988 gününde kesinleşmiş, ayrıca 29.03.1990 tarih 326/729 esas ve karar s. tavzih hükmü ile de 411 ve 446 parsellerinde tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiş ve bu hüküm de temyiz edilmeksizin 09.11.1990 gününde kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmazların hükmen tespit dışı bırakılmasından sonra davacı miras bırakanından taksimen intikal eden dava konusu yerlerin hiçbir zaman baraj göl suları altında kalmadığını ve kamulaştırılmadığını, öteden beri zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunu açıklayarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. İddia ve savunma çerçevesinde dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacı ve miras bırakanları tarafından 30-40 yıldan bu yana kültür arazisi olarak tasarruf edildiğini, su altında kalan yerler olmadığını, ziraatçı uzman bilirkişide 406, 411 ve 445 parsellerin kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu, 446 parselin %20 meyile sahip yer yer kayalarla kaplı bulunduğunu, üzerinde tarımsal faaliyette bulunulduğuna dair herhangi bir çalışma yapılmadığını bildirmesi üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesince tescili istenilen taşınmaz bölümlerinin Kadastro Mahkemesince tespit dışı bırakılan yerler olduğu, baraj göl sularının zaman zaman çekilmesinin suların etkisinden kurtulduğu anlamına gelemeyeceği, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı vurgulanmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevkedilmiş ve davacı vekilinin karar düzeltme isteği 16.04.2002 gününde reddedilmiştir. Mahkemece davanın reddine işaret eden kesin bozmaya uyularak bütün taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalara göre 446 parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin bu parsele ilişen temyiz itirazlarının reddi ile 446 parsele ait hüküm bölümünün oybirliğiyle ONANMASINA,
Diğer taşınmazlara ait temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmakla taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozmada belirtilen esaslar çerçevesinde mahkemece hüküm verme yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece anılan ilke çerçevesinde davanın reddine karar verilmiş olması doğru ise de, somut olay da durum değişiklik arz etmektedir. Yukarda gün ve sayısı yazılı Malatya Kadastro Mahkemesinin hükmü ve incelenmekte olan dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, dava konusu taşınmaz bölümlerinin hükmen tespit dışı bırakılmasına ait yukarda gün ve sayısı yazılı Kadastro Mahkemesi hükmü ile aynı yerlerin tescili için açılan davanın kabulüne ait önceki hükmün Dairece bozulması maddi hataya dayanmaktadır. Az önce de açıklandığı üzere; Kadastro Mahkemesinde davacı tarafta yer alan Cumali Şahin vekili ile davalılar vekilinin taşınmazların Karakaya Barajı göl suları altında kaldığını bildirmeleri üzerine mahkemece bu yerlerin tespit dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Tespit dışı bırakmaya ait bu hüküm Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, gerçeği yansıtmamaktadır. Gerek Kadastro Mahkemesince ve gerekse incelenmekte olan dava dosyası sebebiyle yapılan keşifler, dinlenen yerel bilirkişi, tanıklar ve teknik bilirkişi raporlarına göre taşınmazların su altında kalan yerler olmadığı belirlenmiştir. Davacı vekilinin hasımsız olarak almış olduğu delillerin tespiti dosyası arasındaki teknik bilirkişi rapor ve haritasına göre Karakaya Baraj gölünün kıyı kenar çizgisi ile dava konusu parseller arasında Kuluşağı Köyünün yerleşim alanı, devlet demiryolu hattı ile dava konusu edilmeyen ve başka kimseler adına tespit ve tescil edilmiş bulunan parsellerin yer aldığı görülmüştür. Bu halde yukarda gün ve sayısı yazılı Dairenin bozma kararı maddi hataya dayanmış olmaktadır. Maddi hatanın söz konusu olduğu durumlarda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Başka bir anlatımla bozmanın maddi hata sonucu yapılmış olması halinde bozma kararına uyulmuş olmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak, hukukça bir değer taşımaz. Her ne kadar mahkemece bozma kararına uyularak yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş ise de, bozma maddi hataya dayalı olması sebebiyle gerçeği yansıtmaktan uzak bulunmaktadır. Bu sebeplerle 406, 411 ve 445 parseller hakkındaki hükmün bozulması gerekmektedir. Ne var ki mahkemece yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca düzenlenen bu yöreye ilişkin birleşik paftanın getirtilmesi, dava konusu taşınmaz bölümlerinin DSİ'ce kamulaştırılıp kamulaştırılmadığının, bu yerlerin Karakaya Barajı göl suları altında kalıp kalmadığının DSİ'den sorulması, ondan sonra yerel, teknik, jeolog ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazların öncesi itibariyle niteliği, mer'a sınırında yer alan 701 mer'a parselinin devamı olup olmadığının, mer'a değilse bu yer üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, süreci ve niteliğinin kendilerinden sorulması, DSİ'den getirtilen belgeler karşısında baraj göl sularının aktif yatağı veya kıyı kenar çizgisi içinde kalan bir yer olup olmadığının jeolog bilirkişi aracılığıyla araştırılması, taşınmazların niteliği hakkında ziraatçı uzman bilirkişiden görüş alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 406, 411 ve 445 parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca Üye Satılmış Altıngöz'ün karşı oyuyla ve oyçokluğuyla BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.-lira onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 2.740.000.-liranın istem halinde temyiz edene iadesine 20.01.2004 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar vekili, 16.10.1995 havale günlü dava dilekçesiyle, Kuluşağı Köyündeki arazi kadastro çalışmalarında tescil harici (taşlık-boşluk) bırakılan 406, 411, 445 ve 446 parsel s. taşınmazların önceden dedesi, sonra babası ve onunda ölümüyle intikalden sonraki taksimle vekil edenine özgülendiğini belirterek müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, tebligata rağmen oturumlara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Öteki davalı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazların öncesinin mer'a olduğunu ve halen bu niteliğini korumakta bulunduğundan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bu kez yapılan incelemede: Dairenin 20.01.2004 gün ve 2003/7835 Esas ve 2004/151 Karar s. kararıyla: Dava konusu parsellerden 446 parsel s. taşınmaz için oybirliğiyle onama, öteki dava konusu 406, 411 ve 445 parseller için oyçokluğuyla bozma kararı verilmiştir.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve dosya ekindeki Kadastro Mahkemesi kararı ile tesbit dosyasının ve eldeki davanın yapılan incelemelerine göre:
a- Malatya Tapulama Mahkemesinin 11.12.1986 gün ve 1978/326 Esas- 729 Karar s. dava dosyasında: Davacının Cumaali Şahin, davalıların Asya ve Ayşe Demir ile Hikmet ve Nafia Şahin oldukları, taraf vekillerinin 11.12.1986 tarihli oturumdaki imzalarıyla onayladıkları açık beyanlarında Çekişmeli taşınmazların Karakaya baraj gölünün suları altında kaldıkları belirtilmesi üzerine; mahkemece aynı tarih 395, 406 ve 445 s. parsellerin MK. nun 641. maddesi ve 766 s. Tapulama Yasasının 2. maddesi uyarınca tapulama dışı bırakılmalarına kararı verildiği, bu kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği ve temyiz edilmeksizin 08.01.1998 gününde kesinleştiği saptanmıştır. Aynı dosyada Hazinenin talebi üzerine evrak üzerinden 29.03.1990 günü Kadastro Mahkemesi sıfatıyla 105, 446 ve 411 parseller için ek tavzih kararı ile aynı mealde karar verilmiştir. Bu kararda taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve temyiz edilmeksizin 06.11.1990 günü kesinleşmiştir.
b- Esasen Cumali Şahin'in aynı yerler için Malatya Asliye Hukuk Mahkemesinde 18.04.1970 tarihinde, MK. nun 639/1. maddesine tutunarak açmış olduğu tescil ve elatmanın önlenmesi davası derdest iken bu köye tapulamanın girmesi ve çekişmeli yerlerin tapulama tutanaklarının düzenlenmesinden sonra bu dosya görevsizlikle yukarda açıklanan Tapulama Mahkemesine gönderildiği sabittir.
c- Bu kez, davacı, Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine Tapulama Mahkemesindeki dava derdest iken 07.10.1988 günlü 1988/924 esasta kayıtlı dava ile 445, 446, 441, 403 ve 701 parseller için tapulamada tescil harici boşluk olarak bırakıldıklarından zilyetlik ve harici taksim nedenlerine tutunarak tescil davası açmış ise de bu dava takip edilmediği için 12.10.1995 günü HUMK. nun 409. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmıştır.
d- Bundan sonra, davacı, eldeki davayı açmıştır. Bu dava derdest iken davacı taraf aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine 01.07.2002 günü dilekçe ile müracaat ederek bu yerler için hasımsız tesbit isteminde bulunmuştur. Yerel mahkeme mahallinde Bilirkişiler Engin Topçu ve M.Ali Sergen aracılığıyla tesbit yapmış olup, bu kişilerin 04.07.2002 tarihli raporlarında Nizalı parsellerin Karakaya Baraj göl sahası kamulaştırma sınırları içinde kalmadığı bildirilmiştir.
Dairenin 01.05.2001 tarih ve 2001/2456-3530 esas, karar s. bozma ilamında: Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 1978/326 esas ve 729 karar s. dosyasına atıfta bulunarak davanın reddine karar verilmesine işaret edilmiştir. Karar düzeltme talebi 16.04.2002 tarih ve 2002/2749-3193 esas, karar s. kararla reddedilmiştir. Bundan sonra yerel mahkeme 7 ayrı oturumda bozma ilamına uyup uymama konusunu irdelemiş ve 12.06.2003 tarihli 8.oturumda bozmaya uymuş ve aynı oturumda davanın reddine kararını vermiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, somut olayda aşılması gereken birden fazla hukuki engel bulunmaktadır. Şöyle ki, 1- Öncelikle bozma ilamına uyulmakla, yanları için usuli kazanılmış hak doğmuştur.
2- Öte yandan, taraf vekilleri, yukarda değinilen Kadastro Mahkemesindeki davada imzalarıyla onayladıkları beyanda bulunmuşlardır. Bu beyanları kendilerini ve müvekkillerini bağlar. Ayrıca, değinilen karar kesinleşmiştir.
3- Eldeki dava derdest iken ve Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra, fakat karar düzeltmeden önce yerel Asliye Hukuk Mahkemesinde, hasımsız tesbit yaptırılmış ve tesbit dosyası karar düzeltme aşamasında Yargıtay denetiminden geçmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bir dava derdest iken o davayla ilgili aynı mahkemede ya da bir başka mahkemede tesbit davası açılamaz. Açılmış ise eldeki dava için o dosyada toplanan deliller dikkate alınmaz ve bağlayıcı olamaz.
Ayrıca, kesinleşen Kadastro Mahkemesindeki taraf vekillerinin beyanları kendileri ve müvekkilleri için bağlayıcıdır. Bu beyanlar vekil edenleri zararlandırıcı mahiyette ise asillerin vekillerinin cezai ve hukuki sorumlulukları sebebiyle ilgili yasa yollarına müracaat hakları doğar.
Hepsinden önemlisi bozmaya uyulmakla tarafları için usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bilindiği üzere, 04.02.1959 gün ve 13 esas, 5 karar s. tevhidi içtihat ile 09.05.1960 tarih ve 21 esas, 9 karar s. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına göre: Usuli kazanılmış hak kamu düzeniyle ilgilidir, bundan dönülemez.
Esasen, usuli kazanılmış hak; usul hukukunun dayandığı vazgeçilemez ana temellerden biridir. Aynı şekilde, Yargıtay'ın ilgili dairesi de (olayda 8.H.D. side) sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara (usuli kazanılmış hakka) aykırı bir şekilde, maddi hata vardır diyerek, ikinci bir bozma kararı veremez. Bu durum, usul hükümleriyle hedef tutulan istikrarı zedeler ve mahkemelerin (somut olayda Yargıtay'ın) kararlarına karşı genel güveni de sarsar. Bir başka anlatımla, bozmaya uyulmakla meydana gelen usule ait kazanılmış bir hakkı; bozma nedeni yanlış olsa bile Mahkemelerde, Yargıtay'da çiğneyemez. Bakınız; HGK. 10.11.1965 tarih ve 9/1079-413 E.K. s. ilamı, HGK. nun 04.10.1968 gün ve İİF. 614/726 E.K. s. ilamı HGK. nun 13.05.1970 tarih ve 1/1241-259 E.K. s. ilamı da bu yoldadır.
Kaldı ki, somut olayda maddi hatanın varlığından söz etmek olanağı yoktur.
Öyle ise, yerel mahkemenin bozma ilamına uymasından sonra verdiği kararın Dairece oyçokluğuyla değinilen bozma kararında yazılı olduğu üzere maddi hata müessesesine tutunarak yazılı olduğu üzere bozma kararı verilmesi yukarda açıklanan sebeplerle usule, hukuka, HGK. nun kararlarına, Yargıtay Tevhidi İçtihatlarına ve uygulamalara aykırıdır.
Bu sebeplerle Sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy