(743 S. K. m. 485, 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Nihat Kaymak ve müşterekleri ile Zöhre Daltaban ve Zeliha Gök aralarındaki istirdat davasının reddine dair Gümüşhane Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.10.2002 gün ve 96-214 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 489 ada 41 parselin kamulaştırılması nedeniyle davalıların almış oldukları kamulaştırma parasının kendilerinden alınarak vekil edenlerine verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, 489 ada 41 parselin ortak miras bırakan Şükrü Kaymak tarafından 6.8.1985 tarihinde vekil edenlerine satılıp devredildiğini, ayrıca bu hususun 6.1.1990 tarihli belge ile de doğrulandığını, taşınmazın tümünün vekil edenlerine ait olmasına karşın kamulaştırılan bu yer nedeniyle davalı olan diğer mirascılara ödeme yapıldığını ileri sürerek miktarını açıklamaksızın kamulaştırma parasının tahsiline karar verilmesini istemiştir. 489 ada 41 parsele ait tapu kaydı ve geldilerindeki bilgilere göre 25.3.1964 gün ve 18 numaralı tapu kaydına dayanılarak Rıfat oğlu Şükrü Kaymak adına tespit ve tescil edilmiş, 20.2.1998 tarihindeki intikal ve ifraz sonucu dava konusu parsel oluşmuştur. Dava konusu parselin esası olan 7 parselin kadastro tutanağı olmamakla beraber 25.2.1982 tarihinde tapuya tescil edildiği görülmüştür. Davacıların ileri sürmüş oldukları harici satış, kadastro tespiti yoluyla sicilin oluşmasından sonraki bir tarihe rastlamaktadır.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 634, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümlerine göre, tapulu bir taşınmazın haricen satışı ve devri hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Diğer yönden davacı 6.1.1990 günlü vasiyetnameye dayanmış ise de, el yazısı ile düzenlenmiş bulunan vasiyetnamenin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 485 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediği için buna dayanarak da herhangi bir istekte bulunması mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler açıkça gerekçede gösterilmemiş olmakla beraber davanın reddine ilişkin hüküm açıklanan gerekçeler karşısında doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4.960.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.920.000.-liranın temyiz edenden alınmasına 06.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy