(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 201)
Dava: Mehmet ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair G Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 10.07.2003 gün ve 351-306 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 175 ada 19 ve 21 sayılı parseller üzerinde müvekkilinin 40 yılı bulan zilyetliği bulunduğunu, taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit gördüğünü açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, davada kendisini bir vekille temsil ettirmemiş, herhangi bir temsilcisi de davaya girmemiştir. Bu hali ile davalı Hazine davayı inkar etmiş sayılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların orman niteliğinde bulunan yerlerden olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada bulunan orman tahdit haritası, hava fotoğrafları, memleket haritası ve amenajman planlarını dikkate alarak orman yüksek mühendisi bilirkişinin taşınmazlar yönünden yapmış olduğu değerlendirme mahkemenin kararına uygun düşmemektedir. Bilirkişi raporuna göre, taşınmazlar hava fotoğrafında ve memleket haritasında orman sayılmayan alanda bulunmaktadır. 06.04.1999 tarihli 62 nolu Orman Kadastro Komisyonu'nun düzenlediği orman tahdit haritasına göre de taşınmazlar orman sayılmayan yerlerdendir. Taşınmazların bulunduğu yerde, yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca, orman tahdit çalışmaları yapıldığına ve kesinleştiğine göre, uyuşmazlığın tahdit haritası ve tutanakları ile çözüme kavuşturulması gerekir. Taşınmazın kesinleşmiş tahdit hattının dışında kaldığı yapılan uygulama ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiğine göre, tahdit öncesi memleket haritası hava fotoğrafları ve amenajman planlarına dayanılarak bu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varılamaz. Bu hale göre taşınmazların orman olduğunun kabulü mümkün değildir.
Mahalli bilirkişi ve şahitler davacının müstakilen 40 yılı bulan zilyetliğinden söz etmişlerdir. Ziraat bilirkişisi taşınmazların tarım alanı olduğunu ve üzerinde 30-40 yaşlarında antep fıstığı ağaçlarının bulunduğunu ve ayrıca bağ kalıntılarının da mevcut olduğunu ifade etmiştir. Bu hale göre taşınmazların nitelik olarak tarıma elverişli olduğu ve davacının zilyetlikle iktisaba ilişkin kazandırıcı zamanaşımı süresini de doldurduğu belirlenmiştir. Davanın açıklanan nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy