(4342 S. K. m. 4) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Hıdır ile Hazine ve Y Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair N l.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 28.12.1998 gün ve 506/648 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 229 parsel üzerinde müvekkilinin 40 yılı aşkın bir müddet devam eden zilyetliği bulunduğunu, müvekkilinin bu yerle ilgili imar ihya işlemlerini tamamladığını, her nasıl ise bu yerin Hazine adına tespit gördüğünü açıklayarak , 229 parselin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacıya 21.08.1979 tarih ve 9 numaralı tapu kaydı miktarı kadar yerin 229 parsel olarak verildiğini, batısını hali okuması nedeniyle dava konusu parselin Hazine adına tespit edildiğini,hali sınırın genişletilmeye elverişli sınırlardan bulunduğunu, davacının zilyetliğinin de yeterli süreye ulaşmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Dava konusu 229 parselin davacıya ait komşu 220 numaralı parselin miktar fazlası olarak Hazine adına yazıldığı celp edilen tutanaklardan anlaşılmaktadır. Davacıya ait 220 numaralı parsele uygulanan 21.08.1979 tarih ve 9 numaralı tapu kaydının batı hududu hali okumaktadır. Tutanağa göre dava konusu köyün Rumlardan kaldığı açıklanarak ve batı hududunu da hali okuması nedeniyle dava konusu taşınmaz Hazine adına tespit edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif ve kayıt uygulaması sonucunda dava konusu 229 parselin 220 parselin miktar fazlası olarak Hazine adına yazıldığı 220 numaralı parselin dayanağı tapu kaydının batı hududunu hali okuduğu ve 229 parselin devamında 227 parsel numaralı mer'a parselinin bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar tespit hali okunan kısmın Rumlardan kaldığı sonucu ile Hazine adına yapılmış ise de, 220 numaralı parsele uygulanan tapu kaydının batı hududunda hali okunan yerin, 227 numaralı mer'a parselinin devamı niteliğinde olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.
Mer'a sınırı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardandır. Bu nitelikteki sınırları taşıyan kayıtlar 3402 sayılı Kanunun 20. maddesine göre kural olarak miktarı ile geçerlidir. Kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydına karşılık davacıya yer verilmiştir. Miktar fazlası olan dava konusu parselin kaydın tesis tarihinde mevcut olan mer'adan genişletilmek suretiyle elde edildiğinin kabulü gerekir. Bu durum davacının dayanağı olan resmi kayıt ve nizalı taşınmaz yönünde bulunan eylemli mer'a ile anlaşılmaktadır. Taşınmazın öncesinin mer'a olmadığına dair iddianın aynı derecede kuvvetli bir delil ile ispatı gerekir. Davacı bu şekilde delil ibraz edemediğine göre taşınmazın öncesinin mer'a olduğu sonucuna varılmalıdır.
4342 sayılı kanunun 4. maddesine göre mer'alar Devletin hüküm ve tasarrufu altında kamu malı niteliğinde orta mallarından olup, özel mülkiyete konu edilemezler. Zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile de iktisapları mümkün değildir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy