(1086 S. K. m. 366)
Dava: Süleyman Çalkaya ile Hazine ve davaya katılan davalı Bacı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Polatlı 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.06.2003 tarih ve 303/281 s. hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca tetkiki Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.02.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat İ. Perran Kural geldi. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı iki kıta taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik sebebiyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmaz bölümlerinin ham topraktan elde edildiğini, bu tür yerlerin ihya yoluyla kazanılamayacağını ve mer'a araştırması yapılmasını isteyerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, 16.11.2001 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 16.503 ve 18.705 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmaz bölümleri 1955 yılında taşlık niteliği ile tespit dışı bırakılan yerlerdir. Aynı yerden seçilen yerel bilirkişi ve tanıklar bu yerin mer'a olmadığını, davacının babası tarafından 1970-1971 yıllarında para ve emek sarf edilerek içerisindeki taş ve kayaları temizlenmek suretiyle ihya edildiğini, 1975 yılında davacıya bağışladığını, dava gününe kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunulduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi ayrıntıya girmeden soyut olarak tescil konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamaları üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekili süresinde verdiği cevap dilekçesiyle mer'a araştırması isteğinde bulunmuştur. Dilekçedeki bu açıklamalara göre Hazine mer'a savunmasını ileri sürmüş olmaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre mer'a uyuşmazlıklarında yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenilmesi gerekir. Somut olayda aynı köyden dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Az önce de açıklandığı üzere ziraatçı bilirkişinin raporu da gerekçe içermediği için hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bütün bu yönler gözönünde tutularak komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişi ve tanık göstermek üzere taraflara süre ve imkan tanınması, bu yerde tahsisli mer'a bulunup bulunmadığının, mevcutsa buna ilişkin mer'a norm kararı ve haritasının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden sorulması, Hazinenin baştan itibaren taşınmazın niteliğine karşı koyduğu nazara alınarak bu yere ilişkin en yakın hava fotoğrafları ve memleket haritasının bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazların başında keşif yapılması, bu yerlerin öncesi itibariyle niteliği, mer'a olup olmadığının kendilerinden sorulması, tahsisli mer'a kayıtları mevcutsa bunların kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, temyiz incelemesi sırasında gözönünde tutulmak üzere HUMK. nun 366. maddesi hükümü uyarınca tescil konusu taşınmaz ve çevresinin resimlerinin çekilip dosya arasına konulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 375.000.000 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil edilen davalı Hazineye verilmesine 24.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy