(1086 S. K. m. 91, 428)
Durdu Ekinci ile Zöhre Bağcı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Gaziantep 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.09.2003 tarih ve 479/778 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, vekil edeninin 01.01.1986 gününde vefat eden miras bırakanı Hüseyin'den kalan dava konusu taşınmazların kadastro tespiti sırasında davalı Zöhre Bağcı adına tesbit ve tescil edildiğini ileri sürerek vekil edeninin miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 129 ada 74 ve 125 ada 6 parseller hakkındaki davanın husumet yokluğu, dava konusu sair taşınmazların taksimle davalının velayeti altında bulunan Hüseyin'in torunları Duran, Ayşe Fatma ve Mevlüde'ye bırakıldığı ve bu sebeple davalı olan anası Zöhre adına tesbit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önceki bozma kararında da açıkça belirtildiği üzere 129 ada 74 parsel Hacı Ali oğlu Seydi Bulut, 125 ada 6 parsel de Mustafa Aksoy ve arkadaşları adına tapuda kayıtlı bulunduğu vurgulanmak suretiyle bu parseller hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle, 215 ada 15 parsel hakkındaki davanın da feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gereğine işaret edilmişti. Mahkemece, uyulan bozma kararı uyarınca 129 ada 74 ve 125 ada 6 parseller hakkındaki davanın husumet yokluğu, 215 ada 15 parsel hakkındaki davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile 215 ada 15, 129 ada 74 ve 125 ada 6 parsel hakkındaki hüküm bölümünün ONANMASINA,
Diğer parsellere ait temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu parsellerin davacının 01.01.1986 gününde ölen miras bırakanı Hüseyin'den kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mirasçılık belgesine göre kayıt maliki davalı Zöhre, Hüseyin'in mirasçıları arasında yer almamaktadır. Uyulan Yargıtay bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere davalı mirasçı olmadığına, bir kısım mirasçıların paylarını satın ve devraldığını ileri sürmediğine göre adına yapılan tesbit ve tesciller yolsuz olmaktadır. Her ne kadar mahkemece, davalının yukarda isimleri yazılı çocuklarının miras hakkı sebebiyle bu yerlerin adına tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Hüseyin mirasçıları arasında yapılmış geçerli bir taksim kanıtlanmamıştır. Taksim olgusunun varlığı bir an kabul edilse bile tespit ve tescillerin mirasçı olan kimseler adına yapılması gerekir.
Davalının isimleri geçen mirasçıların annesi olması onların adına tespitin yapılmasını gerektirmez. Dava koşulu yerine getirilmiş olduğuna göre davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, davacının davalı Zöhre Bağcı ve karar başlığında isimleri gösterilmeyen Mevlüde Bağcı ve arkadaşları aleyhine 120 ada 53, 125 ada 63, 146 ada 4 parseller hakkında bağımsız olarak açmış olduğu iptal ve tescil davası bozmadan sonra görülmekte olan dava ile birleştirilmiş, mahkemece birleştirilen bu dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile 129 ada 74, 125 ada 6 ve 215 ada 15 parsel dışında kalan sair parseller hakkındaki hüküm bölümlerinin HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.900.000 TL. peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.200.000 liranın temyiz edenden alınmasına 13.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy