(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (3303 S. K. m. 4)
Satılmış Durcan ve Mahzune İstem ile Hazine, Hacılar Köyü Tüzel Kişiliği ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair Çaycuma 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.12.2001 tarih ve 697/559 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılardan Mahzune İstem vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Satılmış Durcan, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle uyuşmazlık konusu 1028 ve 473 s. parsellerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacı Mahzune İstem vekili, 1028 s. parselin kök muris Ahmet oğlu İsmail'den intikal ettiğini, vekil edeninin de paydaş bulunduğunu belirterek payı oranında adına tesciline karar verilmesini, Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.09.1987 gün 1987/47-563 esas ve karar s. dava dosyası ile istemiş daha sonra iki davanın birleştirilmesine ve davanın 1986/839 esas s. dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili, her iki davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Karayolları vekili, Karayoluna bir tecavüz olmadığı takdirde davaya bir diyeceklerinin olmadığını bildirmiştir. Davalı Köy tüzel kişiliğine dava dilekçesinin tebliğine karşın her iki davada da yargılama oturumlarına katılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı Satılmış Durcan ve Mahzune İstek'in dava konusu yaptığı 1028 s. parselle ilgili davalarının reddine, Satılmış Durcan'ın 473 no.lu parsel için açtığı davanın ise; bu parselle ilgili olarak daha önce hakkında verilen ve kesinleşen hüküm bulunması sebebiyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına biçiminde kurulan hükmün redde (1028 s. parsele) ait bölümü davacı Mahzune İstem vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satın alma, kazanmayı sağlayan zilyetlik, mirasen intikal ve paya dayalı olarak TMK. nun 713/1. ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddeleri gereğince açılan tescil davalarıdır. Satılmış ve Mahzune tarafından dava konusu yapılan 1028 s. parsel 4.1.1978 gününde yapılan tapulama çalışmaları sırasında ... taşınmazın Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/296 esas no.lu yazısı ile davalı olduğu ve davanın mülkiyete taallük ettiğinden maliklerinin ilgili mahkemece tayininin yapılacağı ve tatbik edilen 274-275 tahrir no.lu vergi kaydının hudutları itibari ile bu yere ilişkin olduğu muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla ve Temyiz Mahkemesinin Tevhidi İçtihat Heyetinin 10.6.1953 gün ve 6/5 s. kararları gereğince arazinin altındaki madenler Hazineye ilişkin olmak üzere tespiti yapıldı biçiminde gerekçe gösterildiği ve dosyanın Çaycuma Kadastro Mahkemesine intikal ettiği anlaşılmıştır. Çaycuma Kadastro Mahkemesinin 24.11.1980 gün 1980/9-29 esas ve karar s. dava dosyası üzerinden yapılan yargılamada anılan parselin Havza-i Fahmiye hudutları içinde kaldığı ve kamu malı niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından tapulama harici bırakılmasına karar verilmiştir. 1028 s. parselin tutanağı senetsizden ve tarla niteliği ile düzenlenmiştir.
Davacı Satılmış, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine ve harici satın almaya, sair davacı Mahzune İstem ise taşınmazın kök muris Ahmet oğlu İsmail'den kaldığını, kendisinin de terekede payı bulunduğunu belirterek davayı açmıştır. Taşınmazın nitelik itibariyle kazanmaya elverişli olduğu görülmektedir. Ancak, bölgenin özelliği gereği 17 Ocak 1326 tarih 289 s. Tezkere-i Samiye ve 05.02.1958 tarih 4/9925 s. Bakanlar Kurulu kararnamesi ile kömür havzası olarak belirtilen saha içerisindeki taşınmazlar kamu malı sayılmış ve 10.10.1983 tarih ve 96 s. Türkiye Taş Kömürü Kuruluşu Hakkındaki Yasa Hükmündeki Kararname ile kömür sahası kamu malı haline getirilmiştir. İşte bu yasa ve kararname hükümlerine göre Havza-i Fahmiye sınırları içerisinde ve yer altında bulunan madenler sebebiyle kişiler tarafından kullanılan taşınmazların kamu malı sayılması sonucu doğan kanuni zorunluluk esas alınarak tesbit dışı bırakılmasına karar verilmesi öngörülmüştür. Yukarda tarihi ve sayısı verilen Kadastro Mahkemesi hükmü ile de bu gerekçe ile taşınmazın tapulama harici bırakılmasına karar verildiği saptanmıştır. Ancak, daha sonra çıkartılan 05.06.1986 gün ve 3303 s. Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Yasa hükümleri uyarınca Kömür Havzası içerisinde kalan taşınmazların TMK. nun 713/1 (MK. nun 639/1). ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. ve 17. maddelerinde belirtilen koşulların oluşması halinde kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmelerine olanak sağlanmıştır. Sadece aynı Yasanın 2/4. maddesi hükmüne göre tescil ilamlarında ve kadastro tespitlerinde arz'ın altında bulunan madenlerin Devlete ilişkin olduğu belirtilir hükmüne yer verilmiştir. 3303 s. Yasanın 3. maddesinde taşınmaz altında bulunan madenlerin Devlete ilişkin olacağı, tesbit ve tescil edilen taşınmaz malların sahipleri mülkiyet hakkına dayanarak bu konuda bir hak veya tazminat iddiasında bulunamayacakları belirtilmiştir. Bunun dışında 3303 s. Yasanın 4. maddesi ile de, evvelce açılan davalarda taşınmaz malın kömür havzasında kalması sebebiyle verilen tescil taleplerinin reddine dair kararların kesin hüküm teşkil etmeyeceğide vurgulanmıştır.
Az önce açıklanan bütün bu hukuki ve somut olgular karşısında Havza-i Fahmiye sınırları içerisinde yer alan taşınmazların 3303 s. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kazanma koşullarının oluşması halinde edinilmelerinin mümkün bulunduğu, bu kanundan önce söz konusu taşınmazların kanuni zorunluluk sebebiyle tesbit dışı bırakılmalarına karar verildiği, nitelik itibariyle kazanmaya engel bir durumun bulunmadığı, kanuni zorunluluk sebebi ile Havza-i Fahmiye sınırları içerisinde bulunan ve tesbit dışı bırakılan taşınmazlarla ilgili olarak 3402 s. Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde yer alan hakdüşürücü sürenin uygulanamayacağı ve sair kadastro gören bölgelerdeki durumdan farklı olarak zilyetlik hukuksal sebebinin kadastroca yapılan tesbit ile kesintiye uğradığının düşünülemeyeceği, bölgenin özel durumu sebebiyle Havza-i Fahmiye sınırları içerisinde bulunan taşınmazlar için kadastro tespitinden önceki zilyetlik durumunun da gözetilmesi gerektiği düşünüldüğünde, mahkemenin tespit dışı bırakılma işleminin yapılarak paftanın düzenlendiği 1980 yılı ile davaların açıldığı 1986 ve 1987 tarihleri arasında 20 senelik kanuni edinme süresi dolmadığı görüşünden hareketle davanın reddine karar vermiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır. O durumda mahkemece yapılacak iş yukarıdaki açıklamalar, Tapulama Mahkemesinin kesinleşen dosyası Dairenin 22.05.1998 tarih ve 1997/8451 E, 998/5906 K. s. bozma ilamı kapsamı ve belirtilen kanun hükümleri ile tarafların iddia ve savunmaları da gözönünde tutularak hükmün temyiz eden davacı yararına TMK. nun 713/1. ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddesinde açıklanan bütün olumlu ve olumsuz koşulların oluşup oluşmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş bulunması doğru değildir.
Davacı Mahzune İstem vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca 1028 no.lu parsel yönünden BOZULMASINA ve 7.900.000.- TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 12.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy