(4721 S. K. m. 747)
İE., E.C.(E.)ve N.A.(E.) ile YE., dahili davalılar F.E., Z.G. ve G.K. aralarındaki elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının reddine dair Sarıoğlan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 30.04.2003 gün ve 228/77 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından ,Süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, önce davalı YE., bilahare müşterek muris Osman'ın diğer mirasçılarını da davaya katarak dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını yazdığı yola davalıların müdahalesinin men' ine karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili, açıklamalarında, kök muris Osman'ın mirasçılarının yaptıkları taksim sonucunda taşınmazın doğuda kalan kısmının davacılar dışındaki diğer mirasçılara, batıda kalan kısmın ise müvekkillerine kalması gerektiği hususunda anlaştıklarını, taşınmazın öncesinde mevcut olan ana yola çıkışın müvekkillerinin yerleri taşınmazın batı kısmında kaldığı için mümkün olamadığını, müvekkillerinin ana yola çıkış için taraflarca anlaşmayla bırakılan kısma davalıların inşaat yaparak müdahale ettiklerini açıklayarak müdahalenin men' ine ve kal' e karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan YE., anlaşma senedinde davacılara yol bırakılmadığını, herhangi bir müdahalelerinin söz konusu olmadığını bildirmiş davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkeme taraflar arasında yapılan 19.12.2000 tarihli anlaşma senedinde, krokide (A) harfi ile gösterilen yere malik olacak kişilerin, (B) harfi ile gösterilen taşınmaz sahiplerine kura çekiminden sonra yol vereceği konusunda açık bir anlaşma olmadığından bahisle davanın reddine karar vermiştir. Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz, kök muris Osman'a ait iken bir bütün halinde ve taşınmazın tamamı dikkate alındığında ana yola çıkışı mümkün olan bir taşınmaz niteliğindedir. Taksim sonucunda taşınmazın bir kısmının yola çıkışı engellenmektedir. Taşınmazın tamamı dikkate alındığında mevcut olan ve kullanılmaya uygun bulunan yolun taksim sonucu kullanılmaz hale getirilmesi, taşınmazın bir kısmının yoldan istifadesinin engellenmesi, taşınmazın bütünlüğünü bozacaktır. Taksimden önce taşınmazın tamamına nispetle ana yola çıkış nasıl mümkün oluyorsa, taksimden sonra da taşınmazın bölünen parçalarının da ana yola çıkışı engellenmeyecek şekilde düzenleme yapılması gerekir. Tarafların anlaşma senedinde bunu göz ardı etmeleri, paydaşların bu konudaki haklarım ortadan kaldırmayacaktır. İştirak halindeki malikler, elbirliği mülkiyet hükümlerinden istifade ederek ana yola çıkışı temin edecek yolu da isteme haklarına sahiptirler. Davanın reddine karar verilmiş olması bu nedenle doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; taksim sonucu taşınmazın krokide B harfi ile gösterilen kısmına sahip olan davacıların ana yola çıkışları için uygun bir yeri, davalıların ana yola çıkışını engellemeyecek bir biçimde fen bilirkişisine makul nispette ve yol olacak nitelikteki bir yeri krokisinde göstererek işaretletmek ve yola davalıların müdahalesinin men'ine karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy