(3402 S. K. m. 14, 21)
Dava: Elmas Köylüoğlu ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.05.2003 gün ve 332/271 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, belirtmeden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 173 ada 17 ve 325 ada 12 numaralı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
87.500 m2 yüzölçümlü 173 ada 17 parsel 11.11.1961 gün ve 409 numaralı, 54.457 m2 yüzölçüme sahip 325 ada 12 parsel de aynı tarih 432 numaralı tapu kayıtlarına dayanarak 08.10.1993 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca oluşturulan Toprak Komisyonunca düzenlenen dayanak tapu kayıtlarına ait belirtmeliklerde; hali ve mer'adan açıldığı ve vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına belirtildiği açıklanmıştır. Belirtmelikte sözü edilen İbrahim oğlu Halil Köylüoğlu adına kayıtlı 1938 tarih ve 1836 tahrir numaralı vergi kaydı 3 sınırı hali, kuzey sınırı da yol olarak gösterilmiş olup, kaydın revizyon durumu araştırılmamıştır. Davacı belirtmeden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların mer'adan elde edilen yerler olmadığını, davacı ve miras bırakanı İsmail Köylüoğlu'nun belirtme tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi de kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunu açıklaması üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğundan hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanak belgeleri getirtilip uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmamıştır. Her iki parselin çevresinde yer alan diğer taşınmazlara ait belgelerin getirtilip yerlerine uygulanması, bunlara göre kazanmaya engel bir durumun bulunup bulunmadığının gözönünde tutulması,
Bundan ayrı Kadastro Kanununun 14.maddesi bakımından yapılan inceleme de noksandır. Anılan maddeye göre; zilyedin bu maddede belirtilen vergi kaydı gibi bir belgeye dayanmaksızın aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Yukarıda tarih ve sayısı yazılı İbrahim oğlu Halil Köylüoğlu adına yazılı vergi kaydı 3 sınırı hali yazılı olduğu için miktarı ile geçerlidir. Kaydın revizyon durumu araştırılmadığı gibi, 173 ada 17 parsele ait olup olmadığı da araştırılmamıştır. Vergi kaydı bu yere ait olsa dahi değişime ve genişletmeye elverişli sınırları içermesi nedeniyle miktarı ile geçerli olup, vergi kaydında yazılı 25 dönüm belgeli kabul edilse bile geriye kalan miktar 14. maddede yazılı limitleri aşmaktadır. Tüm bu hususlar üzerinde durulması, miktar fazlası yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 21. maddesinde yazılı olduğu şekilde işlem yapılması,
Ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy