(3402 S. K. m. 12)
Dava: Mustafa Doğru ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.11.2000 gün ve 1274/862 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 891 ada 70 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, 8.3.1963 gün ve 3148 numaralı tapu kaydına dayanılarak 22.3.1995 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesinde Durmuş oğlu Mustafa Doğru'nun işgalinde olduğu açıklanmıştır. Dayanak tapu kaydı 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca tesis edilmiştir. Toprak Komisyonunca düzenlenen 17.7.1961 günlü belirtmede, 2650 parsel numarası ile belirtilen dava konusu taşınmazın 5-15 seneden beri meradan açılmak suretiyle tarla haline getirildiği ve davacının kardeşi Mithat Doğru'nun işgalci olduğu açıklanmıştır. Davacı, belirtmeden önceki kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu parselin öncesi itibariyle mera olmadığını, çevresinde mer'a toprağının yer almadığını, 1940' lı yıllardan itibaren davacı ve miras bırakanı tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Mahkemece belirtmelikteki açıklamalar gözönünde tutularak belirtme tarihinden 30-40 yıl sonra dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyedliğin belirtme tarihine kadar yirmi yıldan fazla süreyle kanunda belirtilen koşullar altında geçmiş olması gerekir. Kadastro yoluyla oluşan sicillere karşı açılacak davalar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesiyle on yıllık hak düşürücü süre ile sınırlandırılmış olmasına karşın 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca tesis edilen tapu kayıtlarına karşı dava açma herhangi bir süreye bağlı tutulmamıştır. Hak sahibi olan kimselerin süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açmaları mümkün bulunmaktadır. Hal böyle olunca, bu yolda oluşan tapu kayıtlarının dayanağı olan Toprak Komisyonlarınca düzenlenen belirtmeliklerin aksi kanıtlanması mümkün olan belgelerden olduğunun kabulü gerekir. Eş bir anlatımla; bu tür belgeler, kesinleşen sicilin yansıttığı hak durumunu gösteren ve aksinin kanıtlanması mümkün bulunan belgelerdendir. Bu tür belgelerin aksi kanıtlanmayan kesin ve bağlayıcı belgeler olarak kabulü hak arama yolunu açan yerleşmiş ve kararlılık kazanan uygulamalara ters düşecektir. Bu nedenle, mahkemenin belirtmelikteki açıklamalar karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği yolundaki gerekçesi yerinde görülmemiştir. Ancak, belirtmeliğin düzenlenmesinden uzun yıllar sonra dinlenen ve belirtmeliğin içeriğine ters düşen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının veya inandırıcı olup olmadığının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gözden uzak tutulmamalıdır. Somut olayda yapılan araştırma, inceleme ve paftaya göre, dava konusu parselin etrafında eylemli mera bulunmadığına göre toplanan deliller çerçevesinde uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. Ne var ki yerel bilirkişi ve tanıklar 1940'lı yıllardan itibaren başlayan zilyedliği bildirmişlerdir. Zilyetliğin kurulduğu tarih bakımından belirsizlik ortaya çıkmıştır. Bu durum üzerinde durularak zilyedliğin kesin olarak hangi tarihte başladığının olaylara bağlı olarak kendilerinden sorulup belirlenmesi, belirtme tarihine göre kazanma süresinin 20 yıla ulaşıp ulaşmadığının gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy