(3402 S. K. m. 17, 45) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Halil Engel ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Antalya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.10.2003 gün ve 1054/1004 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarına göre, taşınmazların 1970 yılında Gaziler Köyünde kadastro çalışmalarının yapıldığı sırada orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, daha sonra nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı, Osman oğlu Mehmet Engel'in zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 30.06.1988 tarihinde tarla niteliğiyle Mehmet Engel adına tespit edilmiş, daha sonra 09.11.1988 tarihli tutanakla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması gerekçe gösterilerek ve malik hanesi çizilerek Hazine adına tespit edilmiş, Osman oğlu Mehmet Engel'in zilyetliği altında bulunduğu tutanağın beyanlar hanesine şerh verilmiştir.
Davacılar tespitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğine bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelere göre, dava konusu parseller 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı içerisine alınmış ve 1952 yılında 5650 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edilmiş, 1982 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybıyla orman dışına çıkarıldığı belirlenmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan dava konusu yerlerin 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle, orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar-ihya edilmesi kazanmayı sağlar.
Ancak, dava konusu taşınmazların bulunduğu Gaziler Köyü çalışma alanında kadastro çalışmaları dosyada mevcut Antalya Kadastro Müdürlüğü'nün 01.06.2000 tarihli yazılarına göre, 1963 yılında yapılmıştır. Dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarına göre ise, bu tarih 1970'tir. Bu durumda, dava konusu taşınmazların hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dairemizin ve Yargıtay HGK'nun yerleşmiş uygulamalarına göre bir yerin tespit dışı bırakılma tarihi, paftasında gösterildiği tarihtir. İşte bu tarihin kesin olarak belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait paftanın Kadastro Müdürlüğü'nden istenilerek dosya arasına konulması, dava konusu taşınmazların zaman ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının yeniden Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, dava konusu yerlerin paftalar üzerindeki yeri ve konumunun belirlenmesine çalışılması, bu belirlenemediği takdirde ilk tesis kadastrosuna göre dava konusu taşınmazlara en yakın komşu parseller tespit edilerek bunlara ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bunlardan yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsellere ait belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması, tespit dışı bırakılma tarihi kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten kadastro tespit tarihine kadar kazanma koşulları ve süresinin geçip geçmediğinin gözönünde tutulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönden yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy